HAKKIMIZDA
proje
Fotoğraflar
Faaliyetler
Ders Notları
Giris Formu
Hava Durumu
|
|
|
|
Tarim Ürünlerini İşleme Ders Notları REÇEL
Reçel,sağlam,yarasız,beresiz meyvelerin yıkandıktan sonra şekerli şurup veya şekerle katlanarak belli bir süre pişirilmesiyle elde edilen bir gıdadır. Reçel yaparak hem dengeli beslenme sağlandığı gibi reçel yapılan meyvenin bulunmadığı mevsimde reçel soframızda değişik bir çeşni olarak aranılan bir gıda olur. Reçel yapımı için hususi kap ve kavanozlara ihtiyaç yoksa da muhafaza edilmeleri için en uygun kaplar cam kavanozlardır.Fakat evimizde bulunan sırlı çömlek,teneke kutular da bizim işimizi görecektir. Memleketimizde yetişen meyveleri sert kabuklu meyveler ve yumuşak kabuklu meyveler olmak üzere iki gruba ayırıyoruz.Sert kabuklu meyveler elma,armut,ayva ve benzerleridir.Bunlardan reçel yaparken önce şurubu kaynatıyoruz ve soyup dilimlediğimiz meyveleri bu şurup içine atarak kaynatmak suretiyle pişiriyoruz. Yumuşak kabuklu meyveler ise incir,kayısı,vişne,çilek,kızılcık ve benzerleridir.Bunlardan reçel yaparken meyveleri bir kat meyve bir kat şeker olmak üzere katlıyoruz.Bir gün kendi haline bırakarak sulanmasını bekliyoruz.Bir gün sonunda kaynatarak pişiriyoruz. Reçelin piştiğini anlamak için reçelden bir kaşık alınıp soğuk bir tabağa konulur ve soğuması beklenir.Soğuyunca tabak oynatılır. .Reçel yavaş yavaş yayılıyorsa reçel olmuştur. Bir başka usul de reçelden bir miktar alınıp içi su dolu bir bardağa koyulduğunda reçel da dağılma değil de toplanma görülüyorsa reçel yine olmuştur. Şimdi her iki meyve grubundan örnek vererek reçelin nasıl yapıldığını öğrenelim. Önce sert kabuklu meyvelerden ayva reçelinin nasıl yapıldığını görelim : AYVA REÇELİ; Olgunlaşmış sarı,sulu ve kokulu ayvalar bu iş için uygundur. Ayvalardan iki şekilde reçel yapılır.Ya dilimlenerek şurup içinde yada rendelenerek pişirilir.Dilimlenerek pişirme de 1 kg. ayvaya 1,5 kg. şeker ,750g. su ( 4 bardak) ve şekerin 1 kg.ına 1 limon suyu veya 1,5 gr. limon tuzu kullanılır. Ayvaların tüyleri bir bez ile ovularak, alınır.Ayvalar temizce yıkanır,dörde bölünür ve kabukları soyulur.İstenildiği takdirde daha küçük parçalara da ayrılabilir.Üzerine 4-5 bardak sıcak su dökülür ve bu su içinde 5-10 dakika haşlanır.Ayara reçeline renk vermek için ayva çekirdeklerinden sağlam olanlardan bir miktar bir tülbent içine koyularak bağlanır ve haşlama suyunun içine atılır,beraber kaynatılır. Ayvalar hafif yumuşayınca ateşten alınır ve süzülür.Süzülen bu sudan 4 bardak yani 750 gr. su alınır.Bu yetmiyorsa başka bir sıcak sudan tamamlanır.Ölçülen bu suya şekeri ilave edilir.Bu şekilde kaynatılır. Şurup yüzünde oluşan köpükler alınır.Kaynayan şurup içine ayvalar atılır.Şurup koyulaşıp pişme tamamlandığında şekerin 1 kg.ına 1 limon suyu veya 1,5 gr. limon tuzu ilave edilir.1-2 dakika kaynatılır, sonra da ateşten alınır.İyice soğuması beklenmeden kavanozlara veya muhafaza edilecek oldukları kaplara aktarılır,soğuyunca ağızları kapatılır ve kullanılıncaya kadar serin bir yerde bekletilir. Ayva rendesi reçeli yapmak istiyorsak ayvalar yıkanır,soyulur,dilimlenir,çekirdek evleri çıkarılır ve rendelenir.Yine 1 kg. ayvaya 1,5 kg. şeker,750gr.su (4 bardak) ve 1kg. şekere 1 limon suyu veya 1,5 limon tuzu kullanılır.Rendelenen ayvalar 750 gr. su ( 4 bardak) 1,5 kg. şekerden oluşan kaynayan şurup içine atılır ve kıvamına gelinceye kadar pişirilir,Pişmenin sonunda ayvalar saydamlaşır,köpükler kızarır.Bu durumda yeterince limon sıkılır veya limon tuzu ilave edilir. 1-2 taşım kaynatılır ve ateşten alınır.Muhafaza kaplarına aktarılır. Soğuyunca ağzı kapatılır ve kullanılıncaya kadar serin bir yerde bekletilir. Şimdi yumuşak kabuklu meyvelerden incir reçelinin yapılışını görelim.
İNCİR REÇELİ: Yumuşak kabuklu meyveleri biraz önce de belirttiğimiz gibi şekerle katlayıp bir gün beklettikten sonra pişirmek suretiyle yapmaktayız.İncir reçeli de bu gruba girdiğine göre aynı şekilde yapılır. 1 kg.incire 1 kg. şeker.Şekerin bir kg.ına bir limon suyu veya 1,5 gr. limon tuzu kullanılır. Bu iş için daha çok küçük olan Torosan incirleri halk dilinde kuş incirleri uygulanır.Fakat bunun yanında patlıcan incirinden de reçel yapılabilmektedir.İncirler yıkanır,bir tencerede bir kat şeker bir kat incir olmak üzere katlanır.Fakat tencerenin en altına ve en üstüne şeker gelmelidir.Bu şekilde hiç su ilave edilmeden bir gece bekletilir.Bu bekleme sırasında incir kendi kendine sulanacaktır.Bir gün sonra tencere ocağa konulur fakat yine hiç su ilave edilmez.Tencere olduğu gibi ocağa koyulur.Kaynamaya başlayınca incirler bir. kevgirle şurup içinden alınır,şurup pişip koyulaşınca tekrar şurup içine ilave edilir.Bir iki taşım kaynatılır,şekerine göre limon sıkılır veya limon tuzu ilave edilir.1-2 dakika kaynatılıp ateşten alınır.Muhafaza kaplarına dökülür.Soğuyunca ağzı kapatılır ve kullanılıncaya kadar serin bir yerde bekletilir» Şimdi diğer meyveler için gerekli olan şeker ve su ayarını yapalım. Elma reçeli 2 kg. şeker 1 kg. su Kayısı " 1,5 kg. " 750 gr. su Armut " 1 kg. " yarım kg. su Mandalina " 1 kg. " » " Portakal " 1 kg. " " »
Şunu aklımızdan hiç çıkartmamalıyız ki 4 bardak şeker 1 kg. gelir ; 5 bardak su 1 kg. gelir.
MARMELAT
Marmelat; bu işlem için kullanılacak meyvelerin kabuk ve çekirdeklerinin atılıp,et kısmının ezme haline getirilip şeker ilavesi ile pişirilmesine denir. Marmelat yapmadan önce meyveler yıkanır,çürükleri ayrılır,çekirdek evleri çıkarılır.Ayva,armut,elma gibi meyveler sert dokulu oldukları için bunları yumuşayıncaya kadar haşlamak,sonra süzgeçten geçirmek gerekir.Yalnız kayısı,erik,şeftali,incir gibi meyvelerin çok olgun olanlarım haşlamadan kevgirden geçirebiliriz. Marmelat yapımında emaye kaplar,kalaylı bakır tencereler kullanılır.Bunların muhafazasında an uygun kaplar kavanozlardır.Yine ayrıca sırlı çömlek,teneke kutularda da kullanılabilir. Bütün marmelatların pişip pişmediğini anlamak için pişmekte olan marmelattan bir kaşıkla biraz alınarak bir tabağa koyulur ve soğutulur.Soğuyunca tabak reçelde yapıldığı gibi sağa sola oynatılır. Marmelat yavaş yavaş yayılıyorsa pişmiş demektir. Şimdi sert dokulu meyvelerden elma marmelatının nasıl yapıldığını öğrenelim. Önce elmaların sağlam olanları seçilir ve iyice yıkanır.Kabukları soyulur,dörde bölünür ve çekirdek evleri çıkarılır.Bu şekilde bir tencereye konulurlar.Elmaları örtecek kadar su ile birlikte elmalar yumuşayıncaya kadar pişirilir.Ocaktan alınıp süzdürülür ve elmalar kevgirden geçirilir.Elde edilmiş olan bu ezme bir tencereye koyulur.1 kg. ezme için 800-1000 gr. şeker hesap edilir.Yeterince şekerden iki parti halinde ilave edilince tencere ocağa koyulur .Ve devamlı karıştırılır.Marmelatın olumuna yakın marmelatın yüzünde kırmızı köpükler olur ve yukarıda anlattığımız denemede yapılıp olumlu sonuç alınınca 1 kg. şekere 1 limon suyu ilave edilir. 1-2 dakika daha kaynatılınca ocaktan alınır.Sıcak sıcak muhafaza kaplarına konulur,soğuyunca kavanozun ağzı kapatılır. Şimdi de yumuşak dokulu meyvelerden erik marmelatının yapılışını öğrenelim. Erikler önce yıkanır.Erikler çok olgunsa haşlamaya lüzum görülmeden kevgirden geçirilebilir.Ama olgun değillerse erikler yumuşayıncaya kadar haşlanıp sonra kevgirden geçirilip ezmesi çıkarılır. 1 kg. erik ezmesine 800-1000 gram toz şeker hesap edilir.Ezme pişirme tenceresine konularak ocağa oturtulur.Şeker iki parti halinde ezmeye konular ve devamlı karıştırılır.Pişme tamamlanınca kırmızı köpükler meydana gelir.Elma marmelatında olduğu gibi pişmenin tamamlandığı anlaşılınca tencerenin altı söndürülür.Sıcak sıcak muhafaza kabına aktarılır ve soğuyunca ağzı kapatılıp serin bir yerde kullanılıncaya kadar bekletilir.
PEKMEZ NASIL YAPILIR?
Pekmez; üzüm, dut, armut gibi meyve şıralarının kaynatılarak koyulaştırılması suretiyle elde edilen siyah veya turuncu renkteki maddeye denir. Pekmez halkımız tarafından sevilerek harcanan besleyici bir gıdadır.Pekmezin en çok yapıldığı-meyve olan üzüm de bol-miktarda üzüm şekeri vardır.Bu şeker kana çok kolay geçebildiği için besleyici ve kan yapıcı bir özelliği vardır.Bu nedenle çocuklara ve kansızlık çeken hastalara çok önerilen bir besindir.Üzümün bu kadar önemli bir özelliği olduğuna göre neden pekmez yaparak üzümün bu özelliğinden kışın da faydalanmayalım.Pekmez kışın pekmez olarak kullanılabileceği gibi,yoğurt,tahin,kaymak ve tereyağına katılarak veya yazın sulandırılarak şurup halinde serinletici olarak içilebilir. Pekmezleri tatlarına ve kıvamlarına göre çeşitlendirebiliriz: Pekmezler tatlarına göre ekşi veya tatlı;kıvamlarına göre katı veya cıvık olarak birbirlerinden ayrılırlar, Pekmez yapımı için malzeme olarak başta kalaylı bakır kazanlara,çelik tencerelere ve ince delikli bez torbalara ihtiyaç vardır.
ÜZÜM PEKMEZİNİN YAPILISI: Pekmeze işlenecek:üzümlerin sağlam taneli ve olgun olmasına dikkat edilmeli,ekşi ve çürük olanlar bu işte kullanılmamalıdır.Üzüm pekmezi ekşi ve tatlı olarak istenilen şekillerde yapılabilir. Ekşi pekmez yapılmak isteniyorsa,üzümler yıkandıktan sonra ayağında temiz çizme olan bir kişi tarafından güzelce ezilir ve safrası çıkarılır.Çıkarılan bu şıra posasından ve tozundan ayrılmak için ince delikli torbalardan veya kevgirden (ince delikli süzgeç) süzülür ve kaynama kazanına aktarılır.Bu kazan alüminyum ve kalayı çıkmış bakır kazan olmamalıdır.Kalaylı bakır kazan veya paslanmaz çelikten yapılmış tencere olmalıdır.Bu kapların genişliği fazla, derinliği az olmalıdır.Mesela genişliği 70-100 cm.;derinliği 25-30 cm. olabilir.Elde edilen şıra bu yayvan kaplara aktarıldıktan sonra kap ateşin üzerine konur ve kaynatılır.Kaynama esnasında pekmezin dip tutup yanık kokusunun oluşmaması için devamlı karıştırılmalı ve savrulmalıdır.Bu sırada kaynatma kabının kenarlarında ve şıranın yüzünde toplanan kirli köpükler bir kepçeyle alınmalıdır.Pekmez kıvamına geldiğinde pekmezde kırmızı köpükler oluşur ve ağdalaşma dediğimiz durum meydana gelir.Ayrıca reçellerde olduğu gibi çeşitli denemelerle de pekmezin kıvamına gelip gelmediğini anlayabiliriz.Örneğin ; -Tahta bir kaşığı pekmeze daldırıp çıkardığımızda kaşıkta kalan son damlayı temiz bir tabağa damlattığımızda dağılmıyorsa pekmez olmuştur. -Yine tahta kaşık pekmeze daldırılıp,pekmezden çıkarıldığında son damlalar kaşığın badece bir yerinden değil de iki yerinden damlıyor ve uzuyorsa pekmez olmuştur. -Bundan sonra kazan ateşten alınır.Ekşi olarak imal edilen bu pekmez bilhassa havaların sıcak olduğu yaz mevsiminde sulandırılarak serinletici olarak içilir.Buna şerbet veya nardenk denilir. Ateşten alınan pekmez daha sonra temiz ve uygun şekildeki sırlı çömlek veya cam kavanozlara konularak kullanılıncaya kadar serin ve temiz bir yerde bekletilir. Tatlı pekmez yapmak istiyorsak tıpkı ekşi pekmezdeki gibi üzümün şırası çıkarılır.Tatlı pekmez yapımının ekşi pekmez yapımından ayrı olan tarafı üzüme veya şıraya pekmez toprağı yani ekşilik asitlik giderici bir madde katılmasıdır.Bu madde pekmez toprağı olabileceği gibi karbonat, sönmüş kireç veya odun külü de olabilir. Ekşilik giderecek olan bu maddeler üzümün ezilmesi sırasında katılabileceği gibi şıra soğukken ve sıcakken de katılabilir.Fakat ne kadar şıraya ne kadar asitlik giderici madde katılacağını kestiremeyiz.Genelde 100 kg. şıraya 3-4 kg. pekmez toprağı katılmasına karşın bu oran üzümün çeşidine,olgunluk derecesine ve pekmez toprağının kireç nispetine göre değişmektedir.Ne kadar şıraya ne kadar asitlik giderici medde katılması gerektiğini anlamanın pratik yolları vardır.Şöyle ki şıraya bir miktar asitlik giderici madde (örneğin odun külü) ilave edilir.Bu ilave ile şıranın yüzünde bir köpük tabakası meydana gelir.Şıradan kabarcıklar çıkar ve bu arada bir hışırtı duyulur.Bir süre sonra hepsi durur.Hala şırada bir ekşilik varsa bu belirtiler tekrar görülür. Eğer şıranın ekşiliği tamamen gitmişse odun külü ne kadar ilave edilirse edilsin bu belirtiler artık görülmez.Ayrıca asitlik giderici madde gereğinden fazla katılırsa pekmezin rengi adeta siyaha çalan bir koyulukta, eğer gereğinden az katılırsa sarı ve turuncuya çalar bir azıklıkta olur.Bundan sonra şıra ocağa konulur ve bir taşım kaynatılır.Buna şıranın kestirilmesi denir.Şıranın kestirilmesinin çeşitli faydaları vardır. Şıranın bir taşım kaynaması ile şıranın içindeki mayalar ölür ve şaraplaşma önlenmiş olur.Kestirilen şarap ocaktan alınır.Temiz bir fıçıya aktarılarak 5-6 saat veya bir gün kendi haline bırakılıp dinlendirilir.Bu dinlenme esnasında tortu yapan maddeler dibe çöker ve şıra berraklaşır.Bir gün sonra şıra yavaş yavaş kaynatma kazanına aktarılır ki fıçı dibindeki tortu kaynatma kazanına geçmesin.Böylece asitlik azaldığı gibi şıranın epey durulması sağlanır.Kaynatma kazanına alınan şıra ateşe konulur ve tıpkı ekşi pekmezde olduğu gibi pekmezin kıvamına geldiği anlaşılıncaya kadar ateşte kaynatılır.Arzu edilen kıvama gelince ateşten alınır ve muhafaza kaplarına aktarılır.Serin ve temiz bir yerde kullanılıncaya kadar bekletilir.Bu muhafaza kapları plastik veya alüminyum olmamalıdır.Ağzı sıkıca kapanabilen sırlı küpler,çömlekler, kalaylı bakır,emaye kaplar ve büyükçe cam kavanozlar kullanılabilir.
DUT PEKMEZİNİN YAPILIŞI : İyice olgunlaşmış dutlar bir bez veya temiz bir çarşaf üzerine silkelenerek toplanırlar.Toplanan dutlar tozundan,toprağından ayırt etmek için iyice yıkanırlar.Kalaylı bir kazana konulur ve hiç su ilave etmeden yumuşayıncaya kadar ateş üzerinde tutulurlar.Yumuşayan dutlar tıpkı üzüm pekmezinde olduğu gibi ayağında temiz çizme olan bir kişi tarafından iyice ezilerek şırası çıkarılır.Elde edilen bu şırayı çekirdeklerinden ve posasından ayırmak için ince delikli torbadan süzmek gerekir.Daha sonra süzülmüş olan şıra yine üzüm pekmezinde olduğu gibi genişliği fazla,derinliği az kalaylı bakır kazanda veya paslanmaz çelikten yapılmış bir tencerede kaynatılmak üzere ocağa konulur.Fakat şırayı devamlı karıştırmalı ki şıra dip tutarak yanık kokusu oluşmasın. Yine bu kaynama sırasında meydana gelen köpükler bir kepçeyle alınmalıdır.Pekmezin kıvamına gelip gelmediğini biraz önce üzüm pekmezinde anlattığımız gibi çeşitli denemelerle anlayabiliriz.Bundan sonra yapılacak iş pekmezin ocaktan alınması ve muhafaza kaplarına aktarılması kullanılıncaya kadar serin bir yerde bekletilmesidir.
SEBZE VE MEYVE KONSERVELERİNİN YAPILIŞI
FASULYE KONSERVESİ: Fasulyeler önce yıkanır,sonra uçları kırılır ve istenilen uzunlukta kesilir.Diğer tarafta su kaynatılır.Bir diğer tarafta kavanozlar ve kapaklar yıkanır ve kaynayan suyun içinde her biri 2-3 dakika kaynayacak şekilde iyice temizlenir.Fasulyeler bir tülbent veya çuval içerisine koyularak kaynar suda 3-4 dak. haşlanır.Haşlanma tamamlandıktan sonra; temiz bir masaya alınırlar.Önceden bir tabağa da domates dilimlenir, kavanozun dibine bir dilim domates, üstüne fasulyeler kavanoz ağzında iki parmak boşluk kalıncaya kadar doldurulur.Üstüne de bir dilim domates konur.Bir çay kaşığı tuz ilave edilir.Bu arada yine müsait bir kapta kaynattığımız su soğumadan fasulyelerin üzerine yani kavanoza fasulyeleri örtecek kadar dökülür. Kaynar suya batırılıp çıkarılmış bir kaşıkla kavanozun havası çıkarılır.Kaşık kavanoza yan tarafından sokulur ve hafifçe ortaya doğru bastırılarak hava çıkarılır.Bu şekilde kavanozun her tarafı dolanılır. Kavanozlarda artık hava kalmadığından emin olunca yani kavanozda artık küçük baloncuklar şeklinde olan hava kabarcıklarını görmeyince kavanozun ağzı temiz bir bez ile silinir. Kaynar suda bekleyen kapağın hiç iç kısmına el değmeyecek şekilde kapak alınır ve kavanozun ağzı kapatılır.Eğer otoklavımız varsa kavanozlar ona yerleştirilir.Birbirine ve kazana değip çatlamamaları için bez veya mukavva parçaları koyulur.4 parmak kavanoz sıcaklığında su koyulur ve otoklavın kapağı sıkıca kapatılır.Ateşe konur.Kaynamaya başlayınca yani buhar çıkmaya başladıktan sonra 5 dakika tutulur ve düdüğü konur.Bu arada ibrede deniz seviyesindeki yerlerde 0,7’ye gelince ocak kısılır ve ibrenin 25-30 dak. 0,7’de kalması sağlanır.Bu süre bittikten sonra otoklavın kendi kendine soğuması beklenir. Soğuyunca kavanozlar çıkarılır,sızıntı olup olmadığa kontrol edilir ve serin bir yerde bekletilir. Fakat otoklavımız yoksa düdükle tencerelerden de bu iş için yararlanabiliriz.Bunda tek farklı olan şey kaynadıktan sonra 35-40 dakika sonra ocaktan alınmasıdır.Diğer işlemler tıpkı biraz önce anlattığımız gibidir. Eğer ne otoklavımız ne de düdüklü tenceremiz yoksa yine bu işlemi açık kazanlarda yapabiliriz.Bunda da yerleştirme tıpkı diğerlerinde olduğu gibidir, azanın dibine bir tahta parçası,talaş koyularak kavanozların direk ateşle temas edip çatlamalarını önleriz.Yine kavanozlar kazana yerleştirilirken aralarına mukavva veya başka bir şeyler koyularak,birbirlerine ve kazana değip çatlamalarını önlemeliyiz.Bu açık kazanlarda farklı olan tek şey de kazana koyulacak suyun kavanozları 4 parmak geçmesi ve su kaynamaya başlayınca 2 saat aynı hızda kaynatılmasıdır.Yani ne ateşi çok yakıp harlı kaynatmalı ne de az yakıp kaynamayı kesmemeliyiz.Normal bir hızda 2 saat kaynatmalıyız. İki saat sonunda ocaktan alınır ve tıpkı otoklavda olduğu gibi soğuyunca kavanozlar kazandan alınır ve kullanılıncaya kadar serin bir yerde bekletilmelidir PATLICAN KONSERVESİ; Patlıcanlar güzelce yıkanır,istenilen şekilde doğranır ve1-2 dakika haşlanır.Geri kalan işlemler tıpkı fasulye konservesinde olduğu gibidir. BİBER KONSERVESİ; Biberler yıkanır,ağız kısımları kesilerek çekirdekleri güzelce çıkarılır ve kaynar suda 1-2 dakika haşlanır.-Kavanoza yerleştirirken de iç içe geçirilerek yerleştirilir.Geri kalan işlemler fasulye konservesinde olduğu gibidir.
MEYVE KONSERVESİ; Bunların yapılışı biraz değişiktir. Bunlar iki şeklide yapılır. İstenilen koyulukta bir şurup hazırlanır.Normal koyulukta bir şurup 2 ölçü su, ölçü şekerdir.Meyveler yıkanır,dilimlenmesi gerekenler (elma gibi) dilimlenir,gerekmeyenler (çilek gibi) dilimlenmez. Şayet meyvemiz sert dokulu ise sıcak usulle kavanozlara doldurulurlar. (Elma, armut, ayva gibi) bunlar istenilen koyulukta hazırlanan şurup içinde 1-2 dakika kaynatılır. Şuruptan-alman meyve çekirdek evi alt , tarafta kalacak şekilde kavanoza yerleştirilir ve üzerine şurup dökülür, kavanoz ağzı silinir,kapak kapatılır.Açık kazanlarda kaynadıktan sonra 5 saat,otoklav veya düdüklü tencerede kaynadıktan sonra 20-25 dakika tutulur.Geri kalan işlemler sebze konservesinde olduğu gibidir. Meyvemiz yumuşak dokulu ise (çilek,şeftali gibi) bunlar çiğ olarak kavanoza yerleştirilmelidir.İstenilen koyuluktaki şurup bunların üzerine dökülür,kavanoz ağzı silinir kapak kapatılır.Kaynatma işlemi biraz önce anlattığımız gibidir.Kaynatmadan sonra geri kalan işlemler de sebze konservesinde olduğu gibidir. Bu şekilde hazırladığımız sebze ve meyve konservelerimiz kışın bizim için aranılan gıdalar olacaktır. TARHANA NEDİR, NASIL YAPILIR? Tarhana kabuğu soyulmuş buğday kırması veya un,yoğurt,domates, süt, soğan, biber ,tuz ve çeşitli baharatlı otlarla mayalanan kuru çorbalıktır. Tarhana Türklere has bir gıda maddesi olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu sahasında kalan memleketlerde hatta Macaristan ve Finlandiya'da tarhana benzeri çorbalıklar yapılmakta ve kullanılmaktadır. Tarhananın bir Türk gıdası olması yanında üzerinde durulacak diğer Özelliği içerisindeki (içinde bulunan yiyeceklerin) maddelerin beslenme değeri olmasa,kuru halde oldukça uzun zaman bozulmadan saklanabilmesi ve kolay pişirilmesidir. Tarhana memleketimizde iki şekilde hazırlanmaktadır.Birisi "göce" denilen ve dış kabukları dibeklerde tahta tokaçlarla ayrılan" gendime" buğday kırması-yarma denilen diğeri ise un ile yapılır.Her iki şekilde de tarhana yapmakta,bölgelere göre farklar bulunmaktadır.Yoğurt,çiğ veya pişmiş süt,domates,soğan,kırmızı ve ya yeşil biber,tuz kullanıldığı gibi tat ve hoş koku vermek ve ekşime üzerine tesir yapmak üzere çörtük,dereotu ve nane de kullanılmak tadır. Bu otlarda bulunan eterli yağlar veya mikroplara tesir eden maddeler, tarhananın terkibi gibi keyfiyetini (lezzetini) de düzeltir. Un tarhanası şöyle yapılır: Büyükçe bir tencere veya kazanın dibine tarhana otları,soğan domates,kırmızı veya yeşil biber irice doğranır,üzerine tuz serpilir-ve az su ile soğan ölünceye kadar pişirilir.Buna harç denir.Harç soğuduğunda içindeki otlar alınır,geriye kalan sulu kısım diğer bir kaptaki un üzerine dökülür,maya ve yoğurt da konarak cıvık hamur kıvamında yoğrulur.4-5 gün bu halde mayalanmaya bırakılır, bu arada her sabah ve akşam yoğrulur.Sonra topaklar halinde m Üzerine un serpilmiş çarşaflarda gölgede kurutulur.Sonra elle ovularak veya şişe ile ezilerek un haline getirilir.
TARHANA ÇORBASI : Yağı,nanesi,isteğe göre salçası bir tencere içinde kavrulur.Diğer tarafta bir derin tabak içerisinde sulandırılmış üç yemek kaşığı tarhana tencereye ilave, edilerek hemen peşinden kaç kişilik yapılıyorsa tabak ile su konulur.Ve devamı kaynayıncaya kadar karıştırılır.Birkaç taşım kaynadıktan sonra çorbamız hazırdır.
DAMAĞIMIZIN TADI SALÇALARIMIZ Salça iki tür sebzeden yapılır:Domates ve biber. Domates salçası yapmak için olgun,kırmızı ve taze domatesler kullanılır.Bu domatesler bol su ile iyice yıkanır ve 4’e bölünür. Bu şekilde bekletmeden kalaylı derin bir tencereye konur,hiç su ilave etmeden yumuşayıncaya kadar kaynatılır.Kaynama sırasında arada bir karıştırarak dip tutması engellenmelidir.Haşlanıp yumuşayan domatesler kevgirden geçirilir.Kevgirde ezme sırasında domatesin kabuk ve çekirdekleri kevgirde kalır,suyu aşağıdaki kaba akar.Elde edilen domates şırası ocak üzerine konularak burada kaynatılıp suyunun uçması sağlanır.Suyu uçup koyulaşınca tartılarak tuz miktarı ayarlanır.1 kg. salça için 2-2,5 yemek kaşığı dolusu tuz hesaplanır. Tuz miktarı bundan az olursa salçanın açıkta dayanması mümkün olmaz,çabuk bozulur ve küflenir.Az tuzlu salça yapmış isek bunları cam kavanozlara koyup ağızlarını sıkıca kapattıktan sonra kaynar suyun içinde 45 dakika tutmak gerekir.Eğer bu işlemi yapmıyor isek salçanın hava ile temasını kesmek için cam kavanozlar gibi muhafaza kaçlarına koyulmuş olan salçaların üzerine bir parmak kadar zeytinyağı koymak gerekir.Böylece hem küflenmeyi,hem de salçanın kararmasını önleriz, 6-10 kg. domatesten 1 kg. salça elde edilir. Biber salçası ise yemeklere çok güzel bir renk ve acımsı bir tat verir.Bu salça için rengi iyice kırmızılaşmış etli biberler seçilir ve iyice yıkanır.Daha sonra sapları ve tohumları çıkarılır. Bundan sonra biberler az su içerisinde veya buharla haşlanıp,domates salçasında olduğu gibi kevgirden geçirilip ocak üzerinde koyulaştırılıp, tuzlanır.Biberiler domates kadar sulu olmadığı için 4-5 kg. kadar biberden 1 kg. salça elde edilir.
TURŞU YAPIMI Turşu yapılışına geçmeden önce turşu nedir onu öğrenelim. Turşu;bazı meyvelerin ve daha çok sebzelerin ya sadece tuzlu suda veya belirli miktarda sirke ile karıştırılmış tuzlu suda muhafaza edilmesidir.Ayrıca turşuya hoş koku ve lezzet verici maddeler katılarak turşunun daha güzel olması sağlanır. Turşuda;konserve ve reçel yapımında olduğu gibi sebze ve meyvelerin en bol olduğu yaz mevsiminde yapılarak kışın soframıza değişik bir çeşni kazandırılmış olur. Turşu tek bir sebzeden yapılabileceği gibi bir kaç sebzenin birleştirilmesiyle de türlü turşusu olarak da yapılabilir.Ama bu turşuların yapılışında ve muhafazasında plastik kaplar,kalayı çıkmış bakır kaplar kullanılmamalıdır.Kalaylı bakır, kaplar kullanılmamalıdır. Kalaylı bakır,iç yüzü sırlı küpler,cam kavanozlar kullanılabilir. Ayrıca turşu yapımında kullanılacak olan tuzun da bazı özellikle iri olması gerekir.Tuzun temiz ve saf olması gerekir.İnce tuz turşuda erimeye yol açtığından kullanılmamalı dır.Kalın kaya tuzu kullanılmalıdır. Turşuya koyulacak olan tuzlu su 5 bardak suya yani bir litre suya iki silme tahta yemek kaşığı tuz hesap edilerek yapılır.Ayrıca yine taze,günlük yumurta ile de bu tuz ayarlanabilir.Yumurta temizce yıkanır ve suyun içine atılır.Yumurta bu durumda dibe batar.Tuz ilave edildikçe yumurta yukarıya doğru çıkar,yumurta suyun ortalarına çıkınca bu tuzlu su tamam demektir.Hangi şekilde hazırlanırsa hazırlansın tuzlu su mikroplarından arındırılmak için kaynatılıp soğutulur,3-4 kat tülbentten süzülerek turşuya dökülür.Turşunun üzerine dökülen bu tuzlu su biraz önce de anlattığımız gibi çeşitli noktalara dikkat edilerek hazırlanırsa turşu suyu olarak da içilebilir.Bu suyun vitamin değeri çok yüksektir.Eğer tuzlu suyun miktarı iyi bir şekilde ayarlanmamışsa turşu ya tuzsuz ya da tuzlu olur.Bu da turşunun lezzetini ve dayanmasını etkiler. Turşu yapılacak sebzelerin taze,körpe ve aynı boy irilikte olmasına elimizden geldiğince dikkat etmeliyiz.Yine sebzelerin,ekşimiş, çürümüş,küflenmiş veya lekeler halinde beneklenmiş olanları turşu yapımında kullanılmamalıdır. Şimdi fasulye turşusunun nasıl yapıldığını öğrenelim. Kılçıksız;körpe fasulyeler temiz su ile iyice yıkandıktan sonra uçları koparılır.Kaynar suda rengi hafif sarıya dönünceye kadar yani 2-3 dak. haşlanır.Sonra süzgece alınıp üzerine soğuksu dökülerek soğutulurlar.Ama turşu hemen kurulmayacaksa kendi kendine de soğumaya bırakılabilir. Diğer tarafta maydanozlar seçilir,yıkanır ve doğranır.Soyulmuş sarımsaklarla karıştırılır.İstenirse bu karışıma kırmızı biber de katılabilir. Sıra turşu için kullanacağımız tuzlu suyun yapılışına geldi:Bunun için 5 bardak suya yani bir litre suya iki silme tahta yemek kaşığı tuz (kaya tuzu) hesap edilerek turşu suyumuz hazırlanır.Bu tuzlu su mikroplarından arındırılmak için kaynatılır ve soğumaya bırakılır.4 katlı ıslak tülbentten süzülür.Bu salamuraya istenilirse sirke de ilave edilebilir. Turşumuzun çabuk olgunlaşması için küpümüzün dibine bir parça ekmek veya birkaç nohut tanesini bir tülbentin içine koyup o şekilde bırakmak gerekir.. Daha sonra fasulyeler bir kat fasulye bir kat hazırladığımız maydanoz ve sarımsak karışımı olmak üzere küpe yığılır.Üzerini örtecek kadar salamura ilave edilir.Fasulyeler suyun yüzüne çıkmasın diye temiz bir taş baskı olarak koyulur.Küpün ağzı kapatılır ve olgunlaşmaya bırakılır. Lahana Turşusu:Daha ziyade küçük ve sıkı başlı beyaz lahanalar kullanılır;lahanaların dış kabukları ayrılır.Kalan kısım bıçakla 4’e veya daha küçük parçalara ayrılır.Turşu kabına yerleştirilirken (tıpkı fasulye turşusunda olduğu gibi) maydanoz,sarımsak ile 1-3 dilim limon ve ayrıca 1 adet kesme şeker lahanaya kat kat yığılır. Yine fasulye turşusundaki gibi hazırlanan salamura lahanaları örtecek kadar ilave edilir.Üzerine bir ağırlık koyulur ve küpün ağzı kapatılarak olgunlaşmaya bırakılır. Salatalık Turşusu: Küçük boyda taze ve körpe salatalıklar bol su ile yıkanarak iğne ile birkaç yerinden delinir.Turşu kabına yerleştirirken aralarına soyulmuş sarımsak,maydanoz,bir iki tane kesme şeker ve bir dilim limon konur.Bu şekilde yığılmaya devam edilir. Diğer turşularda olduğu gibi salamuramız hazırlanır ve salatalıkların üzerini kapatacak şekilde küpe dökülür.Ağzı kapatılan turşu kabımız güneşsiz bir yerde olgunlaşmaya bırakılır. Domates turşusu da aynı şekilde yapılır. Pazı Turşusu: Önce pazıların küçük ve kartlaşmış kısımları ayrılır.Turşu için kullanılacak olan gövde ve yapraklar iyice yıkanır. Kaynar suda 2-3 dakika haşlanıp süzgece alınır ve üzerlerine soğuk su dökülerek diriltilir. Daha sonra pazıların aralarına soyulmuş sarımsak,maydanoz ve az bir miktarda yıkanmış iri tuz koyularak turşu kabına yerleştirilir.Üzerini kapatacak kadar tuzlu su ilave edilir.Pazıların üstüne bir baskı koyulur ki pazılar suyun yüzüne çıkmasın.Turşu kabinin ağzı kapatılır ve serin bir yerde olgunlaşmaya bırakılır. NOT: Ayrıca biber,fasulye,salatalık,domatesten de karışık turşu yapılabilir.Bunun hazırlanışı da diğer turşularda olduğu gibidir.
PEYNİR SUYUNU SAKIN DÖKMEYİN Çeşitli peynirlerin yapılışı sırasında arta kalan peynir altı suyunu yani surat suyunu kesinlikle dökmeyin.Bu suda peynirden geçen bir miktar yağ,suda eriyen vitaminler olan C ve B vitamini,ile; daha bir çok vücudumuz için gerekli maddeler vardır.Öyleyse bu vitamin dolu suyu dökmemeliyiz değil mi. Bu surat suyundan,çok lezzetli bir peynir olan lor peyniri yapabiliriz.Surat suyunu 1-2 gün bekleterek derinliği az olan yayvan kazanlara doldurup ısıtmaya başlarız,Bu surat suyuna bir miktar taze.süt,yoğurt veya ayran katarsak lor daha lezzetli ve randımanlı olur.İstenilirse bu suya biraz tuz da atılabilir.Isıtmaya bağladığımız surat suyumuz taze ise kaynamaya yaklaşınca pıhtılaşma başlar ve kazanın üst yüzünde beyaz kümeler halinde kendini.gösterir.Surat suyunun bayat ise daha az bir ısıda pıhtılaşmaya başlar.Pıhtılaşma başlayınca 5-10 dakika kendi haline bırakılır.Daha sonra bez torbalara dökülerek süzülmek üzere asılır.Ertesi güne kadar iyice süzülmek suretiyle taze lor elde edilmiş olur Bu peynir taze olarak hemen tüketilecekse bir kilo lor için demir çorba kaşığı ile 2-3 kaşık tuz hesap edilerek lora katılır. Fakat elimizde fazla lor var ise ve uzun müddet dayanmasını istiyorsak bir kilo lor için demir çorba kaşığı ile 5-6 kaşık tuz hesap edilerek tuzlanır ve temiz küplerde veya passız tenekelerde Hava..almayacak şekilde sıkıca doldurularak lehimlenip serin bir yerde kışa kadar bekletilebilir. Lor peynirindeki randıman hangi peynirin surat suyundan yapıldığına göre değişir.Kaşar peynirinden arda kalan surat suyunda;, yapılan lor çok daha lezzetli ve randımanlı olur. Eğer lor yapamayacak kadar surat suyu az ise veya lor yapacak zamanımız yok ise bu suyu mutlaka yallarına katarak ineklerimize vermeliyiz.Çünkü surat suyu süt verimini arttırır.
EVİMİZDE BEYAZ PEYNİR YAPALIM
Kaliteli beyaz peynir hilesiz yani (yağı alınmamış,su katılmamış) kaynatılmamış temiz ve taze koyun veya inek sütundan yapılır. Sağlıklı hayvanlardan kirlenmeden sağılan süt,ağızları kapalı,kalaylı veya emaye temiz kaplarda beyaz peynir yapılacak yere getirilir. Yeterli büyüklükte kalaylı veya emaye bir kap(kazan veya tencere) alınır.Sütün kabın yapışmaması için ıslatılır,yani temiz su ile çalkalanıp dökülür.Süt 4 kat temiz ve ıslak tülbentten süzülür.Daha sonra süt ateş üzerine konur ve temiz bir kepçe veya karıştırıcı ile (sütün dip tutmaması için) devamlı karıştırılarak ısıtılır.Sütün sıcaklığı 65°C ye gelince (ki buna parmak ısırma derecesi denir ve aynı zamanda verem mikrobunun ölme derecesidir.), bu sıcaklık sabit tutulmak suretiyle en az 15 dakika ısıtma işine devam edilir.Daha sonra süt ateşten indirilir.Kışın 32-35 C derece;yazın da 30 C dereceye yani memeden çıktığı sıcaklığa kadar soğutularak peynir mayası ile mayalanır.Maya şişeleri üzerinde,ne kadar süte ne kadar maya katılacağı yazılıdır.Fakat mayaların uygun olmayan şartlarda fazla beklemiş ve güneş ışığında kalması sonucu mayalama kuvveti azalır.Onun için mayayı şişenin üzerinde yazılı olan miktarın yarısı kadar arttırarak mayalanacak süte katmak uygundur.Pratik bir ölçü. olarak 2C litrelik bir teneke süte iki demir çorba, kaşığı sıvı maya katılabilir.Bir kaşık maya "beş kaşık ılık ve temiz su ile temiz bir su bardağı içinde sulandırılarak çoğaltılıp kuvvetlendirildikten sonra mayalanarak süt içine makarna yağlar gibi dökülüp temiz bir kepçe ile (mayanın kaptaki sütün her tarafına iyice karışması için) karıştırılır.Kabın ağzı kapatılır.Sütün soğumaması için üzeri ve etrafı kalın temiz örtülerle (kilim,battaniye vs.) ile örtülür.Hava cereyanı olmayan ve tahta bir zemin üzerine oturtulan süt kabı,mayalanıncaya kadar kıpırdatılmadan aynı yerde bırakılır.Kıpırdatılırsa peynir haneler halinde olur.Pıhtılaşma-süresi bir buçuk saattir.Mayalanmanın olup olmadığını anlamak için şu işlemler yapılır. 1-İşaret parmağını 3-4 cm. süte batırarak bıçakla keser gibi bir çizgi çizilir. a-Parmağın süt üzerinde bıraktığı iz girintili,çıkıntılı (pürtüklü) ve parmak üzerindeki ıslaklık da süt kıvamı ve renginde ise, henüz maya tutmadı demektir.Tekrar üzeri örtülerek biraz daha beklenir. b-Parmağın süt üzerindeki izi düz,ince çizgi halinde ise ve ayrılan iki taraf oldukça katı olup,yarıntı yerinde açık yeşil renkte surat suyu (peynir altı suyu) görülür ve parmak üzerinde de su izi kalırsa mayalanma süresi tamam demektir. Daha sonra kazanın etrafı açılır ve teleme (peynir maddesi) bıçakla kesme şeker iriliğinde parçalanır.3-5 dakika bekledikten sonra içinde peynir bezi bulunan kalıba kalaylı kepçe veya maşrapa ile aktarılır.Bezin uçları karşılıklı düğümlenir veya birbiri üzerine düzgün bir şekilde katlanır.Üzerine kapak ve kapağın üzerine de kalıptaki peynir maddesi kadar ağırlık konur.Kalıptaki peynir maddesi 25 kg. ise üzerine konacak ağırlık 15,20,25 kg. şeklinde kademeli bir şekilde artırılarak konmalıdır Sonra peynirin üzerinden ağırlık kaldırılır.Kapak alınır.Peynir bezi çözülür.Yekpare bir kalıp haline gelmiş olan peynir,kalıp kapağı üzerine ters çevrilir.Kalıp ve bez dikkatlice alındıktan sonra 7,5 cm enindeki cetvel tahtası ile bir enine bir boyuna kesilmek suretiyle kalıplar haline getirilerek daha önce hazırlanmış salamura suyu içine atılır. Salamura ( tuzlu su) şöyle hazırlanır : Bu iş için emaye (sırlı) veya kalaylı kaplar kullanılır.20 litrelik bir teneke suda 3 kg. iri kaya tuzu eritilir . Emaye veya kalaylı bir kapta kaynatılır,daha sonra soğutulup 4 kat ıslak tülbentten süzmek veya kabın dibindeki tortuyu bulandırmadan üzerindeki duru (berrak) kısmını almak suretiyle tuzlu su elde edilmiş olur.Tuzlu sudaki tuz miktarının kafi olup olmadığı günlük (taze)bir yumurtayı tuzlu su içine atmakla da anlayabiliriz.,Yumurtanın tuzlu suyun yüzünde görünen kısmı madeni 50 lira büyüklüğünde olunca tuzlu sudaki tuz miktarı normal demektir. Kesilerek kalıp haline getirilen peynirler bu tuzlu su içinde bir gün bekletilir.Baha sonra tuzlu sudan çıkarılan peynir kalıpları sularının sızması için temiz ve meyilli bir masa üzerinde 1-2 saat bekletildikten sonra passız tenekeler veya hava almayacak şekilde ağzı sıkıca kapatılabilen ve koku yapmayan cins plastik bidonlara muntazam sıralar halinde yerleştirilir.Her sıra arasına bir tutam, yıkanarak temizlenmiş iri kaya tuzu serilir ve yağlı kağıt konur .Teneke veya kabın ağzında 1 cm boşluk kalana kadar tuzlu su ile doldurulur.tenekenin ağzı lehimlenir.Plastik kaba kondu ise ağzı sıkıca kapatılarak bir süre (en az 45 gün) soğuk hava deposunda veya evin serin bir köşesinde (4-10 derece ısıda) olgunlaşmaya terk edilerek peynirin kendisine has koku,lezzet ve kıvamının (sertlik-yumuşaklık) kazanması sağlanmış olur.
BEYAZ PEYNİRDE RANDIMAN :
Beyaz peynir tam yağlı koyun sütünden yapılıyorsa randımanı;yarı yağlı koyun sütünden yapılandan daha randımanlı olur.İnek sütünden yapılmışsa randıman daha düşük olur. Peynir altı suyundan da içine biraz ekşi süt,ayran ve yoğurt katıp ateşte kaynatılarak kestirmek suretiyle lor (minsi) yapılır. Peynir altı suyunu dökmemeli.Lor (minzi) yapılmasa bile yala katılmak veya içirilmek suretiyle hayvana verilmelidir.Çünkü hayvanda su verimini çok artırır. 100 kg. inek sütünün peynir altı suyundan 5-6 kg lor peyniri elde edilir.
SİRKE YAPIMI
Sirke iştah açan,birçok yiyeceklerimizin tadını veren,turşu salata ve benzeri yiyeceklerin yapımında v.a ayrıca ilaç olarak ta kullanılabilen bir maddedir. Sirke yapımı için çevremizde ucuz ve bol olan ve özellikle de içerisinde şeker olan bütün meyvelerden yararlanılır.Sirkecilikte çıplak bakır çinko veya demir kap kaçak alet kullanılmaz.Kalaylı bakır, emaye, sırlı ve paslanmaz çelikten yapılmış kaplar kullanılır.. EVDE SİRKE YAPIMI: Sirke yapımı için üzüm, elma, armut kullanıla-bilir.Eğer üzümden sirke yapacaksak üzümler iyice yıkanır ve el ile sıkılarak şırası çıkarılır.Fakat elma, armut gibi sert dokulu meyvelerden sirke yapacaksak bu meyveleri önce bıçakla küçük parçalara ayırmak, varsa et makinesinden geçirip ezmemiz gerekir.Sonra da temiz bir tülbent içinde sıkıp şırasını çıkarmalıyız,Ama üzüm memleketimizde bulunduğu ve şırasının çıkarılması da kolay olduğu için sirke yapımında genelde üzüm kullanılır, Üzüm iyi bir şekilde ezilip şırası çıkarılır.Daha sonra bu şıra ve cibre (posa) iç yüzü sırlı bir toprak kap veya büyükçe bir kavanoza konulur.Fakat şıra ve cibre bu kapları tamamen dolduracak şekilde değil de yarı yarıya veya azami dörtte üçünü dolduracak şekilde konulmalıdır ki şıra ve cibre kükremeye bırakılıp kabardığında taşmasın.Şıra ve cibrenin koyulduğu toprak kap ve kavanozun ağzı temiz bir tülbentle veya kendi kapağıyla kapatılır.Bir iki hafta bu şekilde oda sıcaklığında yani 18-20 C de bırakılır.Kükreme sırasında bir kabarma meydana gelecektir.Fakat biz kaba ancak dörtte üçüne kadar doldurduğumuz için şıra kabından çıkmayacaktır. Kükreme sırasında şıradan gaz çıkar.Kükreme bitince bu gaz çıkışı durur.İşte bu gaz çıkışı bitince (yaklaşık 10-15 gün)kısmen durulmuş olan sıvı dibe çöken tortudan yavaş yavaş aktarılmak suretiyle ayrılır.Geri kalan kısım dört-kat ıslak tülbentten süzülür.Sonra da üçe bir oranda iyi cins keskin bir sirke ile karıştırılarak elverişli kavanoz veya şişelere konulur,Yine kükreme de olduğu gibi kap yarı yarıya veya dörtte üçü kadar doldurulur,Üzerine temiz bir tülbent veya uygun bir kapak örtülür ve oda sıcaklığında (18-20 C de) sirkeleşmeye bırakılır.Yalnız bu sirkeleşme sırasında sirkenin yüzünde meydana gelen zar hiç bozulmamalıdır ki iyi bir sirkeleşme gerçekleş sin.Sirke istenilen keskinliğe ulaşınca üstte oluşan zar bir kaşıkla toplanır ve sirkeden ayrılır.Sirke muhafaza edilecek oldukları şişelere yavaş yavaş dökülerek dipte oluşmuş olan tortudan ayrılır.Şişeler dolunca da ağızları sıkı bir şekilde kapatılır.Kullanılıncaya veya satışa arz edilinceye kadar serin bir yerde bekletilir, SİRKE HASTALIKLARI;Sirke kurulmaya başlamadan önce bu iş için kullanılacak olan fıçı ve kaplar iyice yıkanıp temizlenmelidir.Hele de bu kaplar önceden boş iseler küflenmeler göze çarpacaktır.Bunun için bu kaplarımızı ve fıçılarımızı sabunlu kaynar sularla iyice yıkayıp öyle kullanmalıyız. Keskinliği az sirke kurulmak istendiğinde bazı noktalara dikkat etmek gerekir.Şöyle ki normal sirke kurulurken kükremeye bırakılan şıra ve cibre kabın yarısına kadar dolduruluyor ve bir kabarma payı bırakılıyordu.Oysa keskinliği az sirke de şıra kabı tamamen doldurulmalıdır ki şıranın yüzünde karışık beyaz veya sarımtırak renkte bir kaymak tabakası meydana gelmesin ve şırayı bozmasın. Eğer keskinliği az sirkelerde normal sirkelerde olduğu gibi kabın yarısına kadar koyulursa biraz önce de söylediğimiz gibi şıranın yüzünde bir kaymak tabakası meydana gelir ve bu da şırayı bozar.Buna çiçeklenme hastalığı diyoruz. Daha başka sirkeye zarar veren hayvan zararlıları da vardır.Bunlar sirke sinekleri ve solucanlarıdır.Sirke sineklerinin gözleri ve başları kırmızıdır.Bunların hem kendileri hem yumurtaları hem kurtları sirkeye zarar verirler.Bu nedenle bu sineklerin üremelerine ve sirkeyi bozmalarına mani olmalıyız.Öncelikle sirke kuracağımız odayı iyice temizlemeli ve ilaçlamalıyız.Ayrıca sirke kaplarının delikleri ve kapakları iyice örtülerek sirke sineklerinin sirkeye girmeleri önlenmelidir. Sirke solucanlarına gelince,bunlar sirkenin yüzünde kolaylıkla görülürler. Bunlara bulanık ve süzülmemiş sirkelerde daha çok rastlanılır.Sirkenin bulanıp çirkin görünmesine neden olurlar.Sirkeyi süzmekle ve pastörize etmekle bunlar önlenebilir. İşte bütün bunlara dikkat edilince, sirkemizin görünümü ve tadı güzel olacaktır.
|


