HAKKIMIZDA
proje
Fotoğraflar
Faaliyetler
Ders Notları
Giris Formu
Hava Durumu
|
|
|
|
GİRİŞ Fındık, bitkiler aleminde, Fegales (Kayınağacıgiller) takımının Betulaceae (Huş ağacıgiller) familyası içinde yer alan Corylus cinsine ait sert kabuklu bir meyvedir. Bu cins içinde 25'i bulan yabani türleri, kuzey kürede Japonya'dan Kuzey Amerika'ya kadar uzanan ılıman ıklim kuşağını yaygın olarak kaplar. Kültür fındık çeşitlerimizin önemli bir kısmı Corylus maxima ile Corylus avellana'nın melezleri dir. Kültür formlarının kaynağını oluşturan en önemli türleri, Artvin 'den Kırklareli'ne kadar uzanan Kuzey Anadolu Dağları ile Kuzey geçit bölgesinde yoğun olarak bulunur. M.Ö. 2838 yıllarında Çin'de var olduğu saptanan fındığın Çin Seddi'ni aşan Türk'ler tarafından İran üzerinden Anadolu'ya getirildiği tarihi belgelerde bulunmaktadır. Fındığın, Doğu Karadeniz Bölgesi Ekolojisinde kültür çeşitlerini oluşturup 1403 yılından beri dış satımının yapıldığı bilinmektedir. Kültür fındığı Doğu Karadeniz Bölgesinden Yunanistan'a oradan da İtalya'ya götürülmüş, İtalya'nın Avellana şehrinde yetiştirildiği için de Corylus avellana adını bu yöreden almıştır. 1-TÜRKİYE' DE VE DÜNYADA FINDIĞIN YERİ VE ÖNEMİ: 1-1:Fındık Yetiştiren Başlıca Ülkeler ve Bunlar arasında Türkiye' nin yeri: Dünyada fındık üreten başlıca ülkeler Türkiye başta olmak üzere İtalya, İspanya, A.B.D. ve Yunanistan dır. Bunların dışında diğerleri olarak gösterilen ve 10 000 hektar dolaylarında üretim alanı bulunduğu tahmin edilen Bağımsız Devletler Topluluğu, Yugoslavya, Romanya, Macaristan, Polonya, İran, Portekiz,Fransa ve İngiltere dir. Bu ülkelerde üretilen fındık ancak iç tüketimi karşılamaktadır. İtalya'ya Doğu Karadeniz Bölgesi'nden Yunanistan üzerinden giden fındık ekolojiye adapte olmuş ve kısa zamanda ada da hızlı bir gelişme göstermiş,fakat adanın Normanlar tarafından istilası ile gelişim durmuştur. Hatta sönmeye yüz tutan fındık tarımı 17 ci yy' ın sonlarına doğru önem kazanarak İtalya' nın uygun bölgelerine yayılmıştır. 1960 lı yıllarda 30 000 hektar dolaylarında olan fındık üretim alanları 1990 lı yıllarda 70 000 hektar dolaylarına çıkmıştır. İtalya da fındık daha ziyade Kuzeyde Piemont Bölgesinde Cuneo ve Cenova'nın kuzey kısımlarında, Güneyde Napoli, Avellino, Salerno'da, Orta İtalya da Lazio Bölgesinin Viterbo ve Roma dolaylarında ve Sicilya adasında yetiştirilmektedir. İtalya nın fındık üretimi genellikle iç tüketiminden fazladır. Bu nedenle üretim fazlalığı ve ihracat yönünden rakibimizdir. İtalyan fındıkları ağaç formundadır. Dekara verimleri tarım tekniğinin ve kültürel önlemlerin daha iyi uygulanması nedeniyle Türkiye' den daha yüksektir. Sicilya'ya fındık Arapların Sicilya adasını işgal etmesi ile girmiştir. İspanya'ya fındık Arapların eliyle ulaşmıştır. Ancak bu ülkede fındık tarımının gelişimi 20. nci yy' ın başına rastlar. 1960 lı yıllarda 24 000 ha dolaylarında olan fındık üretim alanları son yıllarda 23 000 ha dolaylarına gerilemiştir. İspanya' da fındığın % 90 Tarragen Bölgesinde, % 10 u da Reus Bölgesinde yetiştirilmektedir. Amerika Birleşik devletlerinde fındık 19. cu asırın sonlarına doğru ülkenin Oregon ve Washington eyaletlerinde yetiştirilmeye başlanılmıştır. Ancak fındık yetiştiriciliği son 50-60 yıldan beri önem kazanmıştır. İkinci Dünya savaşından önce 4 400 ha dolaylarında olan üretim alanı sonraları hızla gelişmiş, son yıllarda 12 100 ha dolaylarına ulaşmıştır. ABD' de fındık iç pazara yetecek kadardır. İhraç potansiyeli yoktur. İspanya, İtalya ve Yunanistan' ın Avrupa Topluluğu üyesi bulunmaları nedeniyle aldıkları üretim yardımları ve gerekse Topluluğun 3 ncü ülkelerden ithalata karşı aldıkları tavır nedeniyle gelecek yıllarda bu ülkelerin fındık üretim alanlarında ve üretim miktarlarında fazla bir artış beklenmektedir. Bir Avrupa Topluluğu üyesi olan Yunanistan da 3 620 hektar dolaylarında fındık üretim alanı olduğu sanılmaktadır. Türkiye' nin fındık üretim alanı 13 ilde 536 963 hektardır. 655 6833 hektar dolaylarında olduğu tahmin edilen dünya fındık üretim alanının % 81.89 u ülkemizde olmasına rağmen dünya fındık üretiminin ancak % 76,32 si ülkemiz tarafından sağlanmaktadır. Dünya fındık üretim alanı ve üretim miktarları Üretici Ülkeler Fındık üretim alanı Fındık Üretim miktarı (1994-97 yılları ortalaması) (000 ha) % (ton) % Türkiye............................536 963....81.89.............. 525 000 .............76,32 İtalya..................................70 000...10.67.................112 000..............16,28 İspanya..............................23 000.....3,50....................17 600...............2,55 ABD..................................12 100.....1,84....................28 250...............4,10 Yunanistan...........................3 620.....0,55................................................... Diğerleri.............................10 000.....1,55.....................5 000................0,75 TOPLAM 655 683 687 850 (Türkiye'nin fındık üretim rakamı 1994-97 yılları gerçekleşen üretim ortalama rakamlarıdır). 1994 ve 1997 yılları üretim miktarları ortalamasına göre dekara fındık verimi İtalya'da 160 kg ve A.B.D de 233 kg dolaylarında iken Türkiye'de 90-100 kg dolaylarında olduğu görülür. Buradan dekara verimin diğer ülkelere göre düşük olduğu görülür. Fındık yetiştiriciliğinde verim düşüklüğünün bir çok nedenleri vardır. Bunlar arasında şunlar sayılabilir. Arazi yapısının engebeli olması. Çok yerde toprak kalınlığının fındık tarımının yapılmasına uygun olmaması. Mevcut fındık bahçelerinin dekarındaki ocak sayısının olması gereken ocak sayından fazla miktarlarda olması yani dekardaki ocakların sık olması, ocaklardaki dal sayısının olması gereken dal sayısından fazla olması. Dikimde tozlayıcı çeşit seçimine dikkat edilmeyişi, dikim sırasında ocakların sıra üzeri ve sıra aralarına gerekli mesafelerin verilmemesi. Fındık üretim alanlarında 5 nüfuslu bir fındık işletmesinin (ailesinin) geçimini fındıktan sağlayabilmesi için asgari fındık işletme büyüklüğünün; (her işletmede bir jersey melezi süt ineği olması şartiyle) Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi' nde sahil kolda 24 dekar (22 dekarı fındık bahçesi), orta kolda 38 dekar(34 dekarı fındık bahçesi) ve yüksek kolda 50 dekar (45 dekarı fındık bahçesi), Batı Karadeniz Bölgesinde Sahil kolda 20 dekar(18 dekarı fındık bahçesi), Orta kolda 25 dekar(23 dekarı fındık bahçesi) ve Yüksek kolda 44 dekar(40 dekarı fındık bahçesi) olması gerekmektedir. Mevcut fındık işletmelerinin % 75 nin sahip olduğu fındık bahçesi büyüklüğü orta 7,5 dekardır. Görüldüğü gibi işletmelerin en az % 75 deki fındık bahçelerinin büyüklükleri yeteri geliri sağlayacak büyüklükten çok küçüktür. İşletme başına düşen fındık bahçelerinin yetersiz büyüklükte olması yeteri gelirin sağlanamamasında en büyük sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca fındık bahçelerinin 3-4 parçalı olması,bakım işlerinin gereği gibi yapılmaması, fındık bahçelerinin çoğunun müşterek olması ve bu nedenle uygulamaların yeterince ve zamanında yapılamaması, üretimin artmasını sağlayan girdilerin teknik usullere göre değil de rastgele kullanılması da sayılabilir. 1-2:Fındık Tarımının Ülkemiz Ekonomisindeki Yeri ve Önemi: Kendi ekmeğini yaptığı mısır tarlasını,sebzesini yetiştirdiği avlusunun büyük bir kısmını fındık üretimine ayıran, tüm ihtiyaçlarını ve yanında boğazını da buna bağlayan Karadeniz Bölgesi insanları için fındığın ne denli önemli olduğu ortadadır. Fındık Karadeniz Bölgesi insanlarının her şeyidir. Fındıktan elde edilen gelir, Karadeniz ve Marmara Bölgelerinde yaklaşık 3 000 köyde direk olarak 394 000 dolaylarında çiftçi ailesinin veya direk yada dolaylı olarak Türkiye nüfusunun % 6-8 ni oluşturan 4 -5 000 000 kişinin geçim kaynağının yani gelirinin büyük bir kısmını (% 50-80 arası) oluşturmaktadır. Yıllar Gerçekleşen rekolte İhraç edilen fındık Elde edilen döviz ( 000 ton kabuklu) Miktarı (000 ton iç) (000 ABD doları) --------- ----------------------- ------------------------- ----------------------------- 1994............ 625 000 " ....... 176 400........................698 890 1995............435 000 " ........209 400........................798 890 1996............520 000 " ........186 500........................733 500 1997............520 000 " ........213 000........................968 000 ORT............525 000 " ........196 000........................730 000 Türkiye sanayileşme çabası içinde olan bir ülkedir. Bu nedenle toplam ihracaat içinde sanayii ürünlerinin payının artması ve buna bağlı olarak ta tarım ürünlerinin payının azalması öngörülmektedir. Ancak Türkiye ekonomisi hala tarıma dayalı niteliğini sürdürmektedir. Tarım kökenli geleneksel dış satım ürünlerimizin en önemlilerinden biri olan fındık, dış satımı yapılan tarım ürünleri arasında her yıl ilk üç ürün arasında yer almaktadır. Fındık, yıllık 700 milyon ile bir milyar ABD doları arasında bir dış satım geliri ile genel dış gelirimize %3-5 arasında bir katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle fındık dış satıma dönük sanayi hammaddesidir. Ülkemizde yetiştirilen fındığın % 10-15 i iç'te tüketilmekte kalan % 85-90 ı ihraç edilmektedir .Bazı yıllar % 10-30 u yağlığa ayrılmaktadır. Fındık Karadeniz Bölgesinin dik yamaçlı, ortalama %40-50 meyilli, arazi kullanım sınıflandırılmasında VI. ve VII.ci sınıflara giren arazilerini yağmur ve rüzgar erozyonuna karşı koruyan en iyi kültür bitkisidir. Bu arazilerin toprağı koruyarak ve gelir elde edilerek değerlendirilmesi şimdilik başka bir ürünle mümkün değildir. Bu nedenle bu arazilerde fındığın alternatifi yine fındıktır. Fındık yağ ve protein bakımından önemli bir besin maddesi, vitaminler bakımından da iyi bir kaynaktır. Türk fındıklarının yağ oranı çakıldak fındık dışında % 60 ın oldukça üzerindedir. (Tüm çeşitler ortalaması % 64,2 dir) ve protein oranları da orta seviyededir.( Tüm çeşitler ortalaması % 16,5 dur.)Bu çok yüksek oranlı yağ içeriği insan beslenmesinde önemli bir enerji kaynağı olduğunu gösterdiği gibi içerdiği protein ve karbonhidrat miktarları, tuz mineralleri ve vitaminler yönünden zenginliği fındığın tam ve dengeli bir besin maddesi olduğunu göstermektedir. Fındığın meyvesi yemiş-çerezlik olarak tüketilebildiği gibi pasta, kek, helva, tatlı ve çikolata sanayiinde kullanılmaktadır. Fındığın budama artıkları ve meyvesinin sert kabuğu bölge halkının yakacak ihtiyacını karşılamaktadır. Kabuklu fındıklar ağırlıklarının % 40-60 ı oranında sert kabuk bırakırlar. Yağlı olan bu kabuklar kolayca yanarlar. Yaprak ve zurufları hayvan altlığı olarak kullanılmakta ve gübre olmaktadır. Dolayı siyle halkın gübre ihtiyacının bir kısmını karşılamaktadır. Genç ve düzgün dallarından şemsiye sapı, sepet ve küfe yapılmaktadır. Fındık kabuğu sanayi dalında kontralit, kauçuk,sunta,boya ve yer muşambası yapımında ham madde olarak kullanılmaktadır. Son 10-15 yıl içinde kurulan yada kurulmakta olan fındık işleme tesislerinde ürünün işlenmesi ve nakliyesi aşamalarında bölge insanının bir kısmının mevsimsel yada yıl boyu istihdam edilmesine imkan vermektedir. 2- FINDIK TARIMININ YAPILDIĞI İLLER VE ÜRETİM ALANLARI 1983 tarih ve 2844 sayılı "Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi Kanunu"na göre 1989 ve 1990 yıllarında fındık üreticilerinden fındık üretim sahaları ile ilgili olarak alınan beyannamelere göre belirlenen alanlar ile çiftçi sayıları şöyledir. İlin Adı Fındık üretim alanı(Ha) Çiftçi sayısı 1-Artvin 3 773,5 4 770 2-Bartın 2 462,8 3 548 3-Bolu 62 142,6 38 431 4-Giresun 94 898,0 68 303 5-Kastamonu 3 587,5 7 129 6-Kocaeli 7 065,0 6 896 7-Ordu 168 758,8 108 265 8-Rize 2 057,2 2 452 9-Sakarya 68 347,7 35 250 10-Samsun 60 769,8 35 699 11-Sinop 653,3 1 542 12-Trabzon 49 203 62 878 13-Zonguldak 13 237,7 15 085 Fındık, ekonomik olarak 13 ilde 536 963 hektar alanda üretilmektedir. Fındık üretiminin yapıldığı bu 13 ilin haricinde İstanbul (2184,9 ha) ve Bursa (370 ha) illeri başta olmak üzere Amasya (9,1 ha), Antalya (5,6 ha), Bitlis (290 ha), Çanakkale (34,3 ha), Gümüşhane (137 ha), Kırklareli (33,3 ha) ve Tokat (556) illerinde toplam olarak 3620,2 ha alanda da çerezlik olarak yetiştirilmektedir. Ancak 3 Şubat 1993 tarih ve 21485 sayılı resmi gazetede yayınlanan 93 / 3985 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 3 cü maddesine göre bu kararın yayınlandığı tarihten (3 Şubat 1993) itibaren illerin yukarda (x) işareti ile belirtilen ilçelerinde yeni fındık bahçesi tesis edilmesine ve mevcut 36 708 ha fındık bahçesinin yenilenmesine müsaade verilmemektedir. Türk standartları Enstitüsü TS /3074 kabuklu fındık ve TS/3075 iç fındık standartları sirkülerine göre fındık üretim alanları başlıca 4 bölgeye ayrılır. 1-Trabzon Bölgesi: Trabzon Bölgesi, Artvin ilinin Hopa, Arhavi ve Borçka ilçelerini, Rize ilinin Pazar, Ardeşen ve Fındıklı ilçeleri ile Trabzon ilinin Merkez, Akçaabat, Araklı, Of, Sürmene, Tonya, Çaykara, Arsin, Yomra, Maçka, Köprübaşı, Hayrat, Düzköy ve Dernekpazarı ilçelerini kapsar. Bu bölgedeki fındık bahçeleri, Mincane (Sıra fındık), Foşa (Boyhane,Yomra), Trabzon sivrisi ile kısmen de Tombul fındıktan kuruludur. 2-Giresun Bölgesi:Giresun Bölgesi, Giresun ilinin tüm ilçeleri ile Trabzon ilinin Vakfıkebir, Beşikdüzü, Şalpazarı ve Çarşıbaşı ilçelerini kapsar. Bu bölgedeki fındık bahçelerinin takriben % 80-85'i Tombul fındık çeşidinden kuruludur. Giresun Bölgesi fındık bahçeleri % 8-10 dolaylarında Sivri fındık ihtiva eder. 3-Ordu Bölgesi: Ordu Bölgesi, Ordu ilinin tüm ilçeleri ile Samsun ilinin ilçelerini kapsar. Bu bölge içinde Ordu ilinin içte kalan ilçelerinde rakımı 300-400 m den fazla olan alanlarda Çakıldak (Göğ, Delisava) fındık çeşidi yaygın olarak yetiştirilmektedir. Ayrıca Fatsa ve Ünye ilçeleri ile Terme ve Salıpazarı ilçelerinde Palaz fındık çeşidi yaygın olarak yetiştirilmektedir. Ordu ilinin Merkez ve Perşembe ilçeleri ile Samsun ilinin Çarşamba ilçesinde yaygın olarak Tombul fındık yetiştirilmektedir. 4-Akçakoca Bölgesi: Akçakoca Bölgesi, Zonguldak, Bartın, Sinop, Bolu, Sakarya, Kastamonu ve Kocaeli illerinin fındık üreten ilçelerinden oluşmaktadır. Akçakoca Bölgesi fındık bahçelerinde daha ziyade Kara fındık (Kara yağlı), Mincane (Sarı yağlı), Foşa (Yomra) ve Çakıldak (Delisava) fındık yetiştirilmektedir. 3-FINDIK TÜRLERİ ve ÇEŞİTLERİ Fındık, Tohumlu bitkiler (Spermatophyta) bölümünün,Kapalı tohumlar (Angiosperma) alt bölümünün,iki çenekliler (Dicotyledoneae) sınıfının,Kayıngiller (Fegales) takımının,Huşgiller (Betulaceae) familyasının, Fındıkgiller (Coryleae) alt familyasının FINDIK (Corylus L) cinsine ait bir meyvesidir. Fındık Rehder'e göre 12, Beijerinck'e göre de 20 tür ihtiva etmekte isede önemli olan ve kültürü yapılan türleri; Corylus avellana L -Adi fındık, Corylus colurna L -Türk fındığı ve Corylus maxima Mill-Lambert fındığıdır. Fındık türlerinin ayrılmasında dikkate alınan en önemli özellik zuruf şekli ve yapısıdır. Bunun yanında bazen yaprak morfolojileri ve göbek bağının yönü de dikkate alınmaktadır. Aynı tür içinde meyve şekilleri farklı varyetelerde bulunabilmektedir. 3.1 ÖNEMLİ FINDIK TÜRLERİ: 3.1.1-Corylus avellana L.(=Adi fındık): En geniş yetişme alanı bulan fındık türüdür. Trakya'dan Doğu Karadeniz'e kadar uzanan dağlar, Kafkas dağları ve İtalya'da yabanilerine rastlanılmaktadır. Avrupa'nın hemen hemen tamamına yayılmıştır. Corylus avellana L. Türü 1,5 m kadar boylanabilmekte ve çalı formundadır. Yaprakları yuvarlak veya oval ve kenarları çift dişlidir. Yapraklarının üst yüzü tüysüz alt yüzündeki damarların üzeri tüylüdür. Zurufları üç parçalı ve ayrık olup meyve boyunu bir miktar aşmaktadır. Meyvesi yuvarlak, kalın kabuklu ve 1,2-1,8 cm uzunluktadır. Corylus avellana'nın kültür varyeteleri İspanya ve Amerika'nın esas çeşitlerini teşkil etmektedir. (Barcelona, Daviana, Du Chilly, Bolwyller ve İtalian Red). Bizim kültür çeşitlerimiz ise Corylus avellana ile Corylus Maxima'nın melezleridir. 3.1.2-Corylus colurna L (=Türk fındığı): Goeschke, bu türün anavatanının Türkiye olduğunu kaydetmektedir. Trakya ve Makedonya'nın iç kısımlarındaki dağlık bölgelerde, İstanbul civarında, Karadeniz sahilleri boyunca uzanan dağlarda görülür ve Himalayalara kadar uzanır. Bu fındık türü 1582 yılında ilk defa İstanbul'dan Avusturya'ya götürüldüğü için Türk Fındığı adını almıştır. Bu türün Bolu ve Kastamonu dolaylarında 1- 1,5 m çapında oldukça büyük ve heybetli ağaçları bulunmaktadır. Bu nedenle halk arasında bu türe “Bolu Fındığı” denilmektedir. Corylus colurna türü 22 m kadar boylanabilen tipik ağaçlar meydana getirebilmektedir. Yaprakları yuvarlaktan ovale kadar değişiklik göstermektedir. Yaprak kenarları parçalı, tek ve çift dişlidir. Zurufu meyveden çok uzundur. Üst kısmı çoğunlukla tüylerle kaplıdır. Meyvesi yuvarlak ve oval şekilli olup 1,8 cm uzunluktadır. Kalın kabuklu olup kırılması oldukça zordur. Daha çok süs ağacı olarak yetiştirilir. Meyvesi için nadiren dikilir. Kerestesi mobilya sanayinde çok tutulmaktadır. Bu nedenle orman ağacı olarak ta tavsiye edilebilir. 3.1.3-Corylus maxima Mill (C.tubulosa Wild) ( = Lambert veya Kan fındığı): Balkan yarımadası'nın kuzeyinde, Anadolu'nun kuzey doğusunda ve İtalya'da yabani formlarına tesadüf edilmiştir. Güney Avrupa'da yaygındır. Hem yabani ve hem kültür formları vardır. Kan fındığı adı ile yetiştirilmektedir. Meyveleri lezzetlidir. Bu türün kırmızı meyveli ve yapraklı olan formları vardır. Çalı ve bazen 8-9 m kadar boylanabilen bir ağaçtır. Yaprakları ters yumurta biçiminde, yuvarlak oval şekilli, hafif parçalı, çifte dişlidir. Zuruf boru şeklindedir, dibi geniştir, sonra tedricen daralarak gaga şeklini almıştır ve dışı ince tüylerle kaplıdır. Meyvesi uzunca 2-2,5 cm ve iridir. Tohum, ince, kırmızı veya beyaz bir zarla kaplıdır. 3.1.4-Corylus ferox Wall. Corylus ferox 10 m kadar boylanabilmektedir. Genç sürgünler ince tüylerle kaplıdır. Yaprakları uzuncadan ovale kadar değişiklik gösterir. Genellikle dip kısmı yuvarlak ve ucu sivridir. Yapraklar tüysüz ve kenarları çift dişlidir. Zurufları kalın bir tüy tabakası ile kaplıdır. Bu tür Himalaya'larda yaygın olup Thibetica Franch varyetesi Çin'de yaygındır. 3.1.5-Corylus chinensisi Franch (C. Colurna var. Chinensisi Burk): Bu tür 40 m ye kadar boylanabilmektedir. Yaprakları oval veya uzun olup alt yüzü tüylü üst yüzü tüysüz ve kenarları çift dişlidir. Çiçek salkımlarında 4-6 çiçek bulunmaktadır. Meyveden çok uzun olan zuruf meyvenin üst kısmında daralır. Zurufun üzeri tüylerle kaplıdır. Bu tür Çin'de yaygındır. 3.1.6.Corylus pontica Koch: Genellikle batı Asya'da görülen çalı formundaki bu türün yaprakları kalp şeklinde, yuvarlağımsı oval, kenarları çift dişli ve alt yüzü ince tüylerle kaplıdır. Zuruf meyveden biraz daha uzun ve çan şeklindedir. Meyvesi iri, geniş ve ovaldir. 3.1.7-Corylus heterophylla Fisch: Japonya'dan Batı Çin'e kadar yayılma gösteren bu tür 4 m kadar boylanabilen bir çalı formundadır. Yaprakları ters yumurta biçiminde, dip kısmı yuvarlak, ucu birden bire kütleşmiş ve kısa bir çıkıntı ile nihayetlenmiştir. Yaprakların alt yüzü tüylüdür. Zuruf meyveden biraz daha uzundur. 3.1.8-Corylus americana Walt: Kanada'dan Florida'ya kadar yayılma gösteren bu tür 1-3 m boylanabilen çalı formunda bir bitkidir. Genç dalları tüylü, yaprakları yuvarlak veya oval şekilli ve kenarları gayri muntazam dişlidir. Yaklaşık 1,2 cm büyüklükte olan meyvesi yuvarlak oval olup zuruf meyveden çok uzundur. 3.1.9-Corylus mandschurica Maximum. (C.rostrata var mandschurica Regel): Mançurya ve Kore'de yaygın olan bu tür 5 m kadar boylanabilen çalı formunda bir bitkidir. Genç sürgünler tüylüdür. Yaprakları yuvarlaktan elips veya ovale kadar değişir. Kenarları çift dişli ve alt yüzü tüylüdür. Meyveden üç kat daha uzun olan zuruf kalın bir tabaka halinde kaba tüylerle kaplıdır. 3.1.10-Corylus sieboldiana Blume (C. Rostrata var, sieboldiana Maxim): Japonya'da yaygın olan bu tür 5 m kadar boylanabilen çalı formunda bir bitkidir. Yaprakları elips veya uzun, kenarları çift dişli ve hafif parçalıdır. Genç yaprakların ortasında mor bir leke vardır. Meyve boyundan 2-3 kat daha uzun olan zuruf daha az tüylü ve uca doğru daralmaktadır. 3.1.11- Corylus rostrata Ait: Kuzey doğu Amerika'da yaygın olan bu tür 60-80 cm boylanabilen çalı formunda bir bitkidir. Yaprakları yuvarlak veya oval, kenarları fazla dişli ve alt yüzü tüylüdür. Meyvesi yuvarlak ve 1-2 cm uzunlukta, zuruf kaba ve sık tüylerle kaplıdır. 3.1.12- Corylus californica Rose (C. Rostrata var californica D C): Kaliforniya'dan Washington'a kadar yayılma alanı gösteren bu tür 7 m kadar boylanabilen çalı formunda bir bitki olup Corylus rostrata'ya akrabadır. Yapraklarının alt yüzü az veya çok tüylü ve zurufu kısa gagalıdır. 3.2. ÜLKEMİZDE YETİŞTİRİLEN FINDIK ÇEŞİTLERİ: Ülkemizde yetiştirilen fındık çeşitleri meyve şekil ve özelliklerine göre dört gruba ayrılmaktadır. 3.2.1-Yuvarlak grup fındıklar, 3.2.2-Basık grup fındıklar, 3.2.3-Sivri grup fındıklar, 3.2.4- Badem grup fındıklar. 3.2.1- Y u v a r l a k G r u b a G i r e n F ı n d ı k l a r : Yuvarlak gruba giren fındıkların uzunluk, genişlik ve kalınlıkları hemen hemen aynı olan, küresel biçimli fındıklardır. Genellikle orta irilikte ve kaliteli çeşitlerdir. Yuvarlak guruba giren fındık çeşitleri; Tombul, Foşa, Çakıldak, Karafındık, Mincane, Uzunmusa, Kalınkara, Kan ve Cavcava. 3.2.1.1- Tombul Fındık: Ülkemizde yetişen önemli fındık çeşitlerindendir. Tombul fındık çeşidine Doğu Karadeniz de "Giresun yağlısı", "Yağlı fındık", Batı Karadeniz "Mehmet Arif", de denilir. Giresun ilinde yaygın olarak yetiştirilmektedir. Ayrıca Trabzon ilinin Vakfıkebir, Beşikdüzü ve Şalpazarı ilçeleri ile Ordu ilinin Perşembe ilçesinde kapama bahçe şeklinde yetiştirilmektedir. Verimi yüksek olmasına rağmen peryodisite temayülü gösterir. Olgun meyveler dolgun ve muntazam şekilli olup tabla kısmına doğru genişlemekte, uca doğru muntazam daralarak sivri bir uçla son bulmaktadır. Tabla kısmı geniş ve yayvan, ortası kabarık, meyve bu kısım üzerinde bir tarafa meyilli olarak durabilmektedir. . Meyvesinin üzeri oluklu olan bu çeşidin kabuğu açık parlak kahverenginde,uçtan itibaren yarısına kadar kirli beyaz havlı olup ortalama kabuk kalınlığı 1,10 mm dir ve kolay kırılır. Orta erkenci bir çeşit olduğundan İlk baharın geç donlarına karşı oldukça hassastır. Bu nedenle rakımı 400 m den fazla olan yerlerde yetiştirilmeye uygun değildir. Tombul fındık, Fındık kozalak akarına karşı hassastır. İç meyve zarı (testa) kolay soyulmakta bu nedenle beyazlatmaya çok elverişlidir. Randımanı % 50-52 dolaylarındadır. Ortalama uzunluğu 17,58 mm, genişliği 16,74 mm ve kalınlığı 15,15 mm olup bahçe bakım ve ıklim şartlarına göre değişiklik gösterebilmektedir. Göbek boşluğu küçük, yağ oranı % 69-72 dir. Yağ oranının yüksek olması iç’in mekaniksel basınca dayanıklılığını azaltmakta ve kolay bozulmasına neden olmaktadır. Bu yüzden, kırma, ambalajlama, depolama ve nakliye sırasında itinalı olmayı gerektirmektedir. 570-680 adet kabuklu fındık bir kg gelmektedir. Tombul fındığın bir çotanağında 1,7-2,7 sağlam tane bulunur. Tombul fındık çeşidinin zurufları meyve boyunun 2- 2,5 katı büyüklükte, uca doğru geniş ve açık yırtmaçlıdır. Çiçeklenmesi protogny-homogam'dır. 3.2.1.2- Foşa Fındığı : Daha çok Trabzon yöresinde ve Batı Karadeniz Bölgesinde yetiştirilen oldukça iri ve gösterişli bir fındık çeşididir. Foşa fındık çeşidine Batı Karadeniz de "Yomra", Trabzon da "Boyhane" denilmektedir Kabuğu kırmızımtrak-kahve renkte olup ort. 1,2 mm kalınlıkta ve orta derecede serttir. Ort. 18,13 mm uzunlukta,18,22 mm genişlikte ve 16,06 mm kalınlıktadır. Randımanı % 50-53, yağ oranı % 64-67 dolaylarındadır. Kabuk az parlak-mat yanlardan omuzlu (vatkaları belirgindir) ve ucu tüylüdür. İç meyve zarı koyu kiremit,kahve rengi üzeri kaba damarlı , kalınca, meyve etine yapışık. İçi fildişi renkte,sertçe ve göbek boşluğu büyüktür. Tabla kısmı darca olan bu fındık çeşidinin 480-600 adet kabuklu meyvesi bir kg gelmektedir. Foşa fındığının bir çotanağında 2-3 sağlam tane bulunur. Daha çok 2-3'lü çotanak oluşturan bu fındık çeşidinin zuruf uzunluğu meyve boyunun 1,5-2 katı büyüklükte ve uçları sık dişlidir. Çiçeklenmesi protogyn-homogam'dır. 3.2.1.3- Çakıldak Fındık: Ordu ilinin iç kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen bu fındığa Ordu’da "Göö fındık" yada "Göğ fındık", Batı Karadeniz de "Delisava" denilmektedir. Batı Karadeniz de daha ziyade Karasu ve Hendek ilçelerinde yetiştirilmektedir. Tombul, Palaz ve Kalınkara gibi çeşitlerin olum zamanında bu çeşidin zurufları yeşil ve taneleri daha olgunlaşmamış olduğundan bu çeşide halk arasında "yeşil" anlamına gelen "Göö" yada "Göğ" fındık denilmektedir. Bazı literatürlerde Gök fındık şeklinde ifade edilmektedir. Bu ifade yanlıştır. Geç olgunlaşması nedeniyle bu çeşidin hasatı Ağustos ayı sonlarında ve Eylül ayının ilk yarısında yapılmaktadır. Diğer fındık çeşitlerine göre geç uyandığından ilkbaharın geç donlarının zarar yaptığı bölgelerde yetiştirilmesi tavsiye edilmektedir. Kabuklu meyve ort.19,02 mm uzunlukta, 16,77 mm genişlikte ve 15,75 mm kalınlıktadır. Meyve kabuğu açık kahve renkli, 1,2 mm kalınlıkta ve kolay kırılabilmektedir. Tabla kısmı geniş, düz ve nisbeten dışa bombe yapmıştır. Randımanı % 52-54, yağ oranı % 58-63 dolaylarındadır. 675-800 adet kabuklu fındık bir kg gelmektedir. Çakıldak fındığın bir çotanağında 1,6-2,5 sağlam tane bulunur. Yağı az olduğundan lezzetsiz bir fındıktır. Yağı az olduğundan raf ömrü çok uzundur. Raflarda bozulmadan uzun zaman kalabilir. Denizaşırı ülkelere nakledilmesinde bozulmaz. Dayanıklıdır. Meyve eti fildişi renkte, gevrek ve göbek boşluğu orta derecede büyüktür. 3.2.1.4- Mincane : Trabzon ilinde ve Batı Karadeniz Bölgesinde yaygın olarak yetiştirilen bu fındığa Trabzon’da "Sıra fındık", Batı Karadeniz de "Sarıyağlı" denilmektedir. Tombul fındığa benzeyen Mincane nin üzerinde koyu kırmızı çizgiler bulunmaktadır. Ortalama olarak meyvenin uzunluğu 17,37 mm, genişliği 15,71 mm ve kalınlığı 14,43 mm dir. Fındık kozalak akarına karşı çok hassastır. Randımanı % 48-50, yağ oranı % 66-69 arasında dır. Kabuk kalınlığı ort. 1,2 mm ve kırılması kolaydır. İç meyve zarı açık renkli, ince ve ete yapışıktır. Meyve eti beyaz, gevrek ve göbek boşluğu nispeten büyükçedir.700-800 adet kabuklu fındık bir kg gelmektedir. Mincane fındığının bir çotanağında 2-2,7 sağlam tane bulunur. Zurufları meyve boyunun 2 katı uzunlukta ve yırtmaçlıdır. Çotanakta meyve sayısı 2-3'tür. Çiçeklenmesi protogyn-homogam'dır. 3.2.1.5- Karayağlı (Kara fındık) : Literatürlerde "Kara fındık" olarak adlandırılan bu fındık çeşidine Batı Karadeniz Bölgesinde "Kara yağlı" denilmektedir. Batı Karadeniz Bölgesinde 50 000- 60 000 hektar dolaylarında bir üretim alanına sahip olmasına rağmen fındık standartları arasında bulunmamaktadır. Meyvesi ortalama olarak 17,85 mm uzunluğunda, 16,32 mm genişliğinde ve 13,84 mm kalınlığındadır. Yağ oranı % 62- 65 arasındadır. Randımanı % 49-50 dir. Kabuğu hafif koyu kahverengindedir. Zayıf topraklarda taneler küçük, kuvvetli topraklarda taneler iri olur. Karayağlı fındığının bir çotanağında 1,8-2,8 sağlam tane bulunur. Zurufları meyvenin 1,5 katı uzunluğunda olup yırtmaçlıdır. 3.2.1.6- Kalınkara : Daha ziyade Ordu ilinde yetiştirilmektedir. Bu fındık çeşidine Ordu' da "Kara" fındık denilmektedir. Diğer çeşitlerin yetişemediği topraklarda kolayca yetişmektedir. Kabuğu mat, kirli kahverenginde olup uç kısmı boz renkli ve hav tabakası ile kaplıdır. Meyvesi yuvarlak, tabla kısmının ortası kabarık ve bu kısım üzerinde meyve meyilli bir şekilde durur. Meyve eti donuk beyaz renkte ve gevrek olup göbek boşluğu büyüktür. İç meyve üzerinde meyve etine yapışık, kalın,pürüzlü ve koyu kahve renkli zar bulunmaktadır. Randımanı % 48-50,. yağ oranı %59-64 dolaylarındadır. Kabuk ort. 1,3 mm kalınlıktadır. 450-550 adet kabuklu fındık bir kg gelmektedir. Kabuklu meyve 19,27 mm uzunlukta,17,56 mm genişlikte ve 15,47 mm kalınlıktadır. Zurufları gösterişli ve meyve boyunun iki katı uzunluktadır. İç’in % 30-40 ı ikiz olduğundan bu durum ticari değerini bozmaktadır. Kalınkara İlkbaharda erken uyandığından İlkbahar donlarından fazla etkilenmektedir. Kurak geçen yerlerde buruşuk iç oranı fazlalaşır. Çotanakta meyve sayısı genellikle 3-4'dür. Makbul bir fındık değildir. 3.2.1.7- Uzunmusa : Ordu yöresinde yetişen bu fındığa "Oskara Yağlısı" yada "İnce kabuk" da denilmektedir. Uzunmusa iri, dolgun,ince kabuklu, verimli bir çeşittir. Meyve kabuğu kırmızımtırak kahve renkli olup ort. 0,9 mm kalınlıkta ve tabla kısmı dışa çıkıntı yapmıştır. Kabuğunun ince olması hasat olumundan 5-10 gün önceleri kuşlar tarafından kırılarak yenmesine neden olduğundan bu çeşide halk arasında "Kuş fındığı" da denilmektedir. Meyve kabuğunu iyice dolduran iç meyve kabuğunun çatlamasına neden olmaktadır. Kabuklu meyve ort. 18,04 mm uzunlukta, 17,52 mm genişliktedir. Beyazlatmaya elverişli olan iç meyvenin eti beyaz, gevrek, lezzetli ve göbek boşluğu küçüktür. Randımanı % 54-64, yağ oranı % 64-68 dir. 620-670 adet kabuklu meyve bir kg gelmektedir. Zuruf kısa ve meyve boyunun 1,5-2 katı uzunlukta ve ucu geniş yırtmaçlıdır. Çotanakta meyve sayısı 4-5'lidir. 3.2.1.8 Kan Fındığı: Kan fındığı, fındık standartlarında olmasına rağmen üretilmemektedir. Trabzon yöresinde yetiştirilmekteydi. Oldukça lezzetli olan bu çeşidin kabuğu koyu-kırmızı-kahve renktedir. Tabla düz, orta kısmı dışa çıkıntılı, uca doğru muntazam olarak daralmakta ve sivri bir uç ile nihayetlenmektedir. Kabuk kalınlığı ort. 0,9 mm dir. Kabuklu meyve 18,29 mm uzunlukta ve 17,32 mm genişliktedir. İç meyve zarı ete yapışık,kırmızı renkte ve oldukça kalındır. Meyve eti fildişi renkte,gevrek ve göbek boşluğu küçüktür. Randımanı % 52, yağ oranı % 61,95-64,87 dir. Kabuklu meyvenin 680-715 adeti bir kg gelmektedir. Zuruf boru şeklinde meyve boyunun 2,5 kat uzunluğunda ve kısa yırtmaçlıdır. Kuraklıkta buruşuk iç oranı fazlalaşır. 3.2.1.9 Cavcava Fındığı: Cavcava fındık çeşidi Fındık standartlarında olmasına rağmen üretimi yapılmamaktadır. Trabzon Bölgesinde yetiştirilmekteydi. Kabuğu kahve renkli 0,9-1 mm kalınlıktadır. İç meyve üzerinde kalınca ve kahve renkli zar bulunmaktadır. Meyve eti fildişi renkte ve göbek boşluğu büyükçedir. Randımanı % 52-54 ve yağ oranı % 63-66 dır. 700-780 adet kabuklu fındık bir kg gelmektedir. Zurufları meyvenin iki katı büyüklükte, yırtmaçlı ve bol dişlidir. Çoğunlukta 3-4'lü çotanak oluşturmaktadır. 3.2.2 - B a s ı k G r u b a G i r e n F ı n d ı k l a r : Uzunlukları genişlik ve kalınlıklarından fazla olan fındıklardır. Bunlar Palaz ve Kargalak fındık çeşitleridir. 3.2.2.1 -Palaz Fındık: Yoğun olarak Ordu ilinde ve Samsun ilinin Terme ve Salıpazarı ilçelerinde yetiştirilir. Meyvesi basık, tabla kısmı geniş, uç kısmı havlıdır. Meyve eti beyaz ve göbek boşluğu nispeten büyüktür. Ort. Uzunluğu 16,77 mm, genişliği 18,26 mm ve kalınlığı 16,11 mm olan meyvelerin kabuğu donuk kahve rengindedir. Kabuk kalınlığı 1,16 mm dir ve kolay kırılır. Randımanı %49-51 dolaylarında ve yağ oranı % 64-68 dolaylarındadır. 520-640 adet kabuklu fındık bir kg gelmektedir. Palaz fındığın bir çotanağında 1,7-2,5 sağlam tane bulunur. İç meyve üzerinde kahve renkli, ince ve ete yapışık zar bulunmaktadır. En erkenci çeşidimizdendir. Bu nedenle ilkbaharın geç donlarının etkili olduğu yerlerde yetiştirilmesi halinde çok zarar gördüğünden yetiştirilmesi uygun değildir. Kökleri yüzlek ve daha çok yanlara gelişme gösterdiğinden toprak derinliği az, killi,kumlu ve çakıllı topraklarda dahi yetişebilmektedir. Genellikle 3-4'lü çotanak oluşturan bu fındık çeşidinin zurufu meyve boyunun 1,5 katı büyüklüktedir. 3.2.2.2-Kargalak Fındık : Trabzon Bölgesinde yetiştirilen bu fındık çeşidinin üretimi yok denecek kadar azalmıştır. İri bir fındık çeşididir. Kabuğu kalın ve iç doldurması zayıf olduğundan yetiştiriciliği yapılmamaktadır. Kabuklu meyve tabla ve uçtan basık,ort 18,58 mm uzunlukta ve 23,75 mm genişliktedir. Kabuğu oldukça kalın ve sert ort. 1,3 mm kalınlıktadır. İç meyve üzerinde oldukça kalın ve kahve renkli zar bulunmaktadır. Meyve eti beyaz ve gevrek,göbek boşluğu büyük ve kolay bozulmaktadır Randımanı % 46-58 ve yağ oranı % 57-63' dür. 340-370 adet kabuklu fındık bir kg gelmektedir. Çoğunlukla 2'li ve 4'lü çotanak oluşturan bu fındık çeşidinin zurufları meyve boyunun 1,5 katı büyüklükte ve uç kısmı sık parçalıdır.. 3.2.3 - S i v r i G r u b a G i r e n F ı n d ı k l a r : Uzunlukları, genişlik ve kalınlıklarından biraz daha fazla olan çeşitlerdir. Meyvelerin uçları bazı çeşitlerde (Sivri) sivri,bazı çeşitlerde yuvarlak (İncekara) biçimde sona ermektedir. Kırma sırasında çoğu zaman sivri uçları kopar ve kırmaya elverişli görülmezler. Bu nedenle daha çok kabuklu olarak satılırlar. Bu gruba giren fındıklar, Sivri, İncekara, Acı ve Kuş fındığı çeşitleri sayılabilir. 3.2.3.1: Sivri Fındık : Hemen hemen fındık yetiştiren bütün yörelerde bulunmasına rağmen daha ziyade Giresun ilinde yetişmektedir. Olgun meyve iki yandan basıkça, uzun ve sivridir. Meyve kabuğu parlak,açık kahve renkli, uç kısmı nispeten kirli beyaz renkte ve havlıdır. Orta. 1,05 mm kalınlıkta ve kolay kırılır. Tablası dışa çıkıntı yapmış ve meyve bu kısım üzerinde dik duramaz. Kabuklu meyve orta. 20,71 mm uzunlukta ve 14,88 mm genişliktedir. İç meyve üzerinde bulunan zar ince ve ete yapışık, açık parlak kahve renkli ve üzeri damarlıdır. Meyve eti fildişi renkte olup tatlı ve gevrektir. Göbek boşluğu nispeten iridir. Randımanı % 49-50 ve yağ oranı % 65-68' dir. 580-650 adet kabuklu fındık bir kg gelmektedir. Zuruf uzunluğu meyve boyunun 1,5-2 katı büyüklükte ve çoğunlukla 3'lü çotanak oluştururlar. 3.2.3.2: İncekara Fındığı: Fındık yetiştirilen bölgelerde yer yer rastlanılmasına rağmen üretimi yok denilecek kadar azalmıştır. Tabla kısmı küçük ve dışa kabarıktır. Meyvenin uç kısmında hav tabakası geniş bir yer işgal etmektedir. Kabuğu mat ve koyu kahve renklidir. Meyvesi iri ve sivridir. Kabuk kalınlığı ince ve 0,96 mm kalınlıktadır. Bu nedenle kabuğu kolay kırılan bu çeşidin kabuklu meyvesi 21,19 mm uzunluk ve 17,47 mm genişliktedir. 3.2.3.3: Trabzon sivrisi: Trabzon ilinin Arsin ve Yomra ilçelerinde yaygın olarak yetiştirilmektedir. Yetiştirildiği yörelerde bu çeşide "Giresun sivrisi" de denilmektedir. Trabzon ilinde 10 -12 000 hektar dolaylarında bir üretim alanına sahip olmasına rağmen fındık standartları arasında yer almamaktadır. Sivri karakterde bir fındıktır. Tomurcukları, Çakıldak fındık gibi geç uyanmaktadır. Bu nedenle ilkbaharın geç donlarından daha az zarar görmektedir. 4-FINDIĞIN İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ: 4.1-FINDIĞIN İKLİM İSTEKLERİ; Dünyanın hemen hemen her yerinde yabanilerine rastlanılan fındığın ekonomik, kaliteli ve bol olarak üretiminin yapılabilmesi için bazı iklim ve toprak istekleri bulunmaktadır. Yabani ve ekonomik olmayan fındıkları dışta tutarsak ekonomik ve kaliteli fındık nemli ve mutedil iklim bölgelerinde yetişmektedir. Yarı nemli ve kurak iklim bölgelerinde fındık yetiştirilebilse de yağışın yetersiz olması mutlak surette sulamayı gerektirmektedir. Nemli ve mutedil iklim bölgelerinde dahi bazı yıllar Temmuz ve Ağustos aylarında sulamaya ihtiyaç duyulmaktadır. Karadeniz kıyı bölgesi fındık yetiştiriciliği bakımından en uygun iklim özelliğine sahiptir. Fındık Karadeniz Bölgesi'nde sahilden 60 km içeriye kadar ve 750 m rakıma kadar olan bölgede yetişiyorsa da bile ekonomik olarak daha ziyade sahilden 35-40 km içerlere kadar ve 500 m rakıma kadar olan bölgede yetişmektedir. Fındık üretim alanları denizden olan yüksekliğine ve uzaklığına göre kabaca üç üretim koluna ayrılarak ifade edilmektedir. a) Sahil Kol: Deniz seviyesinden itibaren 250 m yüksekliğe ve 10 km iç kısma kadar olan yerler "Sahil Kol" olarak adlandırılmakta olup buralar fındık yetiştiriciliği için "en ideal" yerlerdir. Sahil Kol'da fındık tarım tekniğine tam olarak uyulduğunda dekardan 300-400 kg fındık alınabilir. Sahil kol halk bahçelerinde mevcut uygulanan tekniğe göre dekardan 100-200 kg arasında fındık alınmaktadır. Sahil kol fındık bahçeleri diğer üretim kollarındaki bahçelere göre daha bakımlıdır ve aynı zamanda iklim şartlarının olumsuz etkisi diğer kollara göre daha az görülür. b) Orta Kol: 251-500 m yükseklikler arasında ve denizden 10-20 km içerde olan yerler "Orta Kol" olarak adlandırılmakta olup buralarda "iyi derecede" fındık yetiştirilmektedir. Orta kol fındık alanlarından fındık tarım tekniğine tam uyulduğunda dekardan 150-250 kg dolaylarında fındık alınabilir. Orta kol fındık alanlarından mevcut üretim tekniğine göre 80-150 kg dolaylarında fındık alınmaktadır. Orta kolun üst kısımlarında don zaman zaman etkili olmakta ve verim düşmektedir. c) Yüksek Kol: 501-750 m yükseklikler arasında ve 20 km'den daha içerlerde olan yerler "Yüksek Kol" olarak adlandırılmakta olup buralarda"orta yada zayıf derecede" fındık yetiştirilmektedir. İklim koşullarından don başta olmak üzere kar, sis,rüzgar ve yağmurun olumsuz etkileri bu bölgede çok daha fazladır. Bu nedenlerden dolayı verim çok az olup bazı yıllar hiç olmamaktadır. Yüksek kol alanlarda diğer kollara göre bakım da azdır. Bu olumsuz şartlara paralel olarak dekardan 30-80 kg dolaylarında fındık alınabilir. Fındık, yıllık ortalama sıcaklığın 13-16 oC civarında olduğu, en düşük sıcaklığın (- 8, - 10) oC nin altına inmediği, en yüksek sıcaklığın 36-37 oC yi geçmediği, yıllık yağış miktarının 700 mm nin üstünde ve yağışın aylara dağılımının dengeli olduğu, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında oransal nemin % 60'ın altına düşmediği bölgeler fındığın yetişip ekonomik ürün verdiği yerlerdir. Yılık yağış miktarının 1200-1300 mm olduğu yerlerde dahi bazı yıllarda Haziran ve Temmuz aylarında yağışa-suya ihtiyaç duyulmaktadır. Mart ve Nisan aylarında fındık bitkisinin sürgünlerinin 1-3 yaprağının açıldığı devrede oluşan don olayı 400-450 m den daha yükseklerde bulunan yada karasal iklimin hüküm sürdüğü yerlerdeki fındık bahçelerinde verimin önemli derecede düşmesine hatta bazı yerlerde ve yıllarda yok denecek kadar azalmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle fındığın ekonomik olarak yetişebilmesi için Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında görülen yağışın dengeli dağılmasının yanı sıra Mart ve Nisan aylarında karanfil dökülmesine neden olacak kadar don olayının olmaması -yani sıcaklığın düşmemesi- gerekir. Bu konular fındığın yetişme şartlarını belirleyen verilerdir. Bir ılıman iklim bitkisi olan fındık yapraklarını döktükten sonra çiçeklerini açmaya başlar ve çiçeklenme kış boyunca devam eder. Bu nedenle fındık tarımında kış donları da önemlidir. Fındık tomurcukları; 1-Kış döneminde: (- 10) o C ye kadar zarar görmezler. (- 15)o C den itibaren en az 12 saatte zarar görürler. (-20) o C de tamamen ölürler. 2-Kabarma ve açılma döneminde: Mart ayı sonunda-Nisan ayında tomurcukların açılması ile meydana gelen genç filizlerde (-4) oC den itibaren zararlanmaların başladığı, soğukta kalma süresine bağlı olarak (-6) oC de önemli zararların olduğu görülür. Palaz ve Kalınkara çeşitleri en fazla zarar gören çeşitlerdir (Çakırmelikoğlu ve Çalışkan 1991). Karanfiller (dişi çiçek topluluğu) yoğun açım döneminin sonlarına kadar (Şubat ayının 20-25 ne kadar) olan devrede (-12) oC ye kadar zarar görmezler. (-16)o C de çeşitlere göre % 40-70 arasında değişen oranlarda zarar görürler. Erkek çiçek (püs) tozları açıkta veya anterler içinde (-10) oC ye kadar zarar görmezler. Fındığın genç sürgünleri, karanfilleri, püsleri ve yaprak tomurcukları ile çiçek tozlarının zarar görmesinde düşük ısının etkisi yanında düşük ısıda kalma süresi de önemlidir. Zarar gören karanfil ve yaprakların oluşturduğu tomurcukların dış kısmı kahverengileşmekte, içleri esmer renk almakta ve daha sonra kuruyarak düşmektedir. Zarar gören karanfillerin uçları esmerleşmekte,bu renk bozulması karanfil içinde styl'in tabanına kadar ilerlemektedir. Genç sürgünlerin floem kısmıda kahverengi-siyah renk almakta ve daha sonra kurumaktadır. Kış aylarındaki şiddetli rüzgar ve yağışlar tozlanmayı engellediği gibi ilkbaharda meydana gelen uzun süreli sislerde fındıkta döllenmeyi olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca Haziran ve Temmuz aylarının fazla sıcak ve kurak geçmesi fındıkta su dengesinin bozulmasına ve meyve içinin iyi teşekkül etmemesine yani buruşuk oluşmasına aynı zamanda randımanın düşmesine de sebep olmaktadır. Fındık bitkisinin tomurcukları ve çiçekleri kış aylarında çevre koşulları uygun olsa dahi süremezler veya açamazlar dolayısiyle dinlenmede kalırlar. Bu dinlenmeye "kış dinlenmesi" (zorunlu dinlenme) denilir. Tomurcukların ve çiçeklerin kış dinlenmesinden kurtulabilmesi için belirli bir soğuk almaları gerekir. Bu olaya "soğuklama", bu miktarın toplanabilmesi için geçen süreye de "Soğuklama süresi" denilir. Klasik yönteme (7,2 oC nin altındaki sıcaklıkların saat olarak toplamı) göre; 1-Yaprak tomurcuklarının soğuklama süreleri; Tombul, Palaz, Foşa ve Sivri çeşitlerinde : 350-550 saat, Uzunmusa da: 600-900 saat ve Çakıldak çeşidinde: 750-1050 saat, 2-Karanfillerin soğuklama süreleri çeşitlere göre: 25-59 saat, 3-Erkek çiçeklerin (püslerin) soğuklama süreleri : 51-72 saat olarak bulunmuştur (Çakırmelikoğlu ve Kaya 1993). Deniz kenarında olan fındık bahçelerinin dallarının deniz tarafına doğru büyüyen kısımlarında denizin tuzlu suyundan dolayı dalcık ve sürgün kurumaları olmaktadır. Bu durumda bahçelerin denizden tarafına sıra halinde çit ağaçları dikilerek denizin tuzlu suyunun fındık dallarına gelmesi engellenir. 4.2-TOPRAK İSTEKLERİ: Toprak, fındık bitkisinin ve tüm bitkilerin içinde gelişip büyüdükleri, kök salıp kendilerine lüzumlu su ve gıda maddelerini sağladıkları önemli bir ortamdır. Bu ortam, üzerinde yetişen fındık için uygun değilse o toprakta fındık istenildiği gibi gelişip ürün veremez. Fındık yetiştiriciliği pahalı ve uzun vadeli bir yatırımdır. Ayrıca fındık bahçeleri uzun ömürlü olduklarından dikilen fındık bitkisi toprakta yıllarca kalmaktadır. Bu bakımdan fındık bahçesi kurulacak toprağın fiziki ve kimyevi yapılarının fındık yetiştiriciliği için uygun olmasına çok dikkat edilmelidir. Fındık bahçesi kurulacak arazinin muhtelif yerlerinden toprak örneği alınırken toprak derinlemesine 70-80 cm kadar kazılır ve toprak yapısı incelenir. Toprak örneği ile beraber bahçe de üzerinde durulması gereken noktalar şunlardır. a) Toprağın tipi, b)Toprak reaksiyonu, c)Taban suyunun yüksekliği. a) Toprağın tipi : Topraklar üç esas maddeden meydana gelirler. Kum, Kil ve Silt (Mil). Toprak zerrelerinden büyüklüğü 2 mm ile 0,02 mm arasında olanlar Kumu, 0,02 mm ile 0,002 mm arasında olanlar Silti (Mili) ve 0,002 mm den daha küçük olanlar da Kili oluşturur. Kum, Silt ve Kil’in yüzde oranları toprağın fiziksel bünyesini tayin eder. Bu fraksiyonlardan Kum ağırlıklı ise Kumlu, Kil ağırlıklı ise Killi toprak olarak anılır. Tarımda kullanılan topraklar fiziki bakımından 3 grupta toplanabilmektedir - Kumlu topraklar(Kaba yapılı topraklar): % 70-85 kum, % 10-15 silt ve % 5-10 kil ihtiva ederler. Suyu kolayca alt tabakalara geçirirler, kolaylıkla havalanır ve ısınırlar. Fakir topraklardır. Su tutma kapasiteleri ve besin maddelerini tutma güçleri çok düşüktür. Bu nedenle kumlu topraklarda fındık dalları Mayıs-Ağustos ayları arasında susuzluktan zarar görür. Kumlu topraklar ıslah edilmezlerse fındık için makbul toprak değildir. Böyle toprakların yaz aylarında sık sık sulanması ve kuvvetli gübrelenmesi gerekir. Kumlu topraklar daha ziyade deniz kenarlarında, dere ve nehir yataklarında bulunur. - Tınlı topraklar (Orta Yapılı Topraklar): Tınlı topraklar içerdikleri Kum, Silt ve Kil oranları hemen hemen birbirine yakın olan topraklardır. Su tutma kapasiteleri oldukça iyidir. Kolay işlenirler. Fındık yetiştirmeye elverişli topraklardır. Tınlı topraklar grubunda yer alan Killi-Tınlı,tınlı ve tınlı-killi topraklar fındık bitkisinin en iyi yetiştiği topraklardır. - Killi topraklar (İnce Yapılı Topraklar): % 50’ den fazla Kil ihtiva eden, ağır, fazla su tutan topraklardır. Yağışlarda çamur olurlar. İşlenmeleri zordur. Kurak zamanlarda taş kesilir ve çatlarlar. Havalanmaları iyi değildir. Killi topraklara halk arasında “Cilim” topraklar denilir. Killi toprakların taban kısmı ağır killi veya suyu geçirmeyen bir tabaka şeklinde olursa bu tabaka suyun birikmesine neden olur, biriken fazla su köklerin havasız kalmasına ve boğulmasına neden olur ve kök çürüklüğü yapar. Kökleri havasız kalan ve boğulan dallar kısmen yada tamamen kurur, gelişmesi zayıf olur. Killi toprağa sahip arazilerin taban kısmında suyu geçirmez tabaka varsa böyle topraklarda fındık bitkisinde istenilen yan dal ve dalcık büyümesi sağlanamaz. Dallar erken yaşlanır. Bu nedenlerden dolayı iyi drene edilmeleri, ahır gübresi ile gübrelenmeleri gerekir. Killi ve ağır yapıda olan topraklara fındık zurufundan belli yöntemle elde edilen kompostun uygulanması halinde böyle toprakların özelliklerinin düzeldiği görülmektedir (Çalışkan ve arkadaşları 1996). Bu nedenle killi ve ağır toprakların ıslahında zuruf kompostu kullanılabilir. Killi topraklarda kireç varsa, kireç fazlalığından dolayı böyle topraklarda demirin alınamaması nedeniyle bitkinin yapraklarında ve meyvesinde demir eksikliği arazları olan sarılık görülür ve verim düşer. Kireçli topraklar: Bünyesinde kireç bulunan topraklardır. Suyu geçirmezler. Fındık bitkisi kireçli topraklarda yetişmez. Hümüslü topraklar: Siyah renkte, iyi nem tutan ve suyu geçiren, besin maddelerince zengin ve kolay işlenebilen topraklardır. Fındık hümüslü topraklardan hoşlanır. b) Toprak reaksiyonu: Fındık bahçesi kurulurken dikkat edilecek önemli noktalardan biride toprak reaksiyonudur. Toprakların reaksiyonu pH derecesi ile gösterilir. pH derecesi topraktaki H iyonları konsantrasyonunun negatif logaritmasıdır. pH=7 toprağın nötr reaksiyonda olduğunu gösterir. Toprağın pH sının 7 den 1 e doğru düşmesi asitliğin fazlalaştığını, 7 den 14 e doğru yükselmesi ise alkaliliğin arttığını ifade etmektedir. Fındık, pH= 6 - 7 arasında en iyi şekilde yetişir, iyi ürün verir ve bitki besin maddelerinden istenildiği gibi faydalanır. Fındık bitkisi asit toprakları (pH’ sı 6’ nın altında olan topraklar) sevmediği gibi alkali toprakları da sevmez. c) Taban suyunun yüksekliği: Fındık bahçesi kurulurken dikkat edilecek noktalardan biride taban suyunun yüksekliği ve oynaklığıdır. Taban suyunun yüksek olduğu topraklarda köklerin hava alamayıp boğulmasından dolayı yapraklarda gelişme bozuklukları, sararmalar ve ileri hallerde yan dallarda, dalcıklarda ve sürgünlerde kurumalar meydana gelir. Taban suyunun bitki kök seviyesine kadar çıktığı yerlerde fındık yetişmez. Taban suyu yüksekliği özellikle taban ve düz arazilerde görülür. Fındık bitkisi saçak köke sahiptir. Bu nedenle kökleri fazla derine gitmeyip yanlara doğru gitmektedir. Fındığın kökleri derin, düz ve taban arazilerde 100-150 cm derinliğe kadar gidebilmektedir. Fındık toprak istekleri bakımından çok seçici olmamakla beraber besin maddelerince zengin, tınlı, humuslu, tınlı-killi ve derin topraklarda iyi gelişme gösterir ve bol ürün verir. Zengin aluviyal topraklarda da iyi yetişir. 5-FINDIĞIN BİTKİSEL ÖZELLİKLERİ Türkiye'de yetiştirilen fındık çeşitleri 3-5 m kadar boylanabilen çalı formundadır. Yabani fındıkların formları ise 10-20 m hatta 40 m'ye kadar boylanabilmektedir. İtalya, İspanya ve ABD'de yetiştirilen fındık çeşitleri ise 6-8 m kadar boylanabilen küçük ağaççıklar şeklindedir. Fındığın kromozon sayısı 2n = 22'dir. 5.1-Kök : Saçak kök şeklinde olan fındık kökleri fazla derine gitmez. Genellikle taç izdüşümüne kadar gelişme gösterir. Kök gelişmesi meyilli arazilerde ocakların üst kısımlarına doğru az olduğu halde yan ve alt kısımlarda daha fazladır. Fındık kökleri daha ziyade toprağın 0-40 cm'lik üst kısmında bulunur. Fındık dikilen arazinin toprağı derin 1-1,5 m dolaylarında olsa dahi fındık kökleri toprağın üst 50-60 cm lik kısmında gelişmekte ve büyümektedir. 5.2-Yaprak: Şubat ayında gelişmeye başlayan ve kısa bir sap ile yıllık sürgünler üzerinde almaşıklı olarak dizili bulunan yapraklar, yuvarlak veya hafif uzunca ve genellikle kalp şeklinde olup 10-12 cm uzunlukta ve 8-10 cm genişliktedir. Yaprakların kenarları dişli ve yer yer derin dişli, alt yüzleri hafif tüylü ve mat, üst yüzleri ise açıktan koyu yeşile kadar değişebilen renge sahiptir. Yaprak damarları üst yüzde içeriye doğru girintili alt yüzde ise çıkıntılıdır. 5.3-Tomurcuklar: Yıllık sürgünler üzerindeki yaprak koltuklarından Haziran ayından itibaren gelişmeye başlayan tomurcuklar yumurta biçiminde ve yeşil renktedir. Fındık bitkisinde iki çeşit tomurcuktan söz edilebilir. Biri sürgün yada yaprak tomurcuğu diğeri karışık tomurcuk yani yaprak ve karanfilin birleşik bulunduğu tomurcuklar. Yaprakları oluşturan tomurcuklar küçük ve sivri, yaprak ve karanfilin bir arada bulunduğu karışık tomurcuklar ise daha küt ve iridir. Tomurcukların şekli ve iriliği hakkında literatürlerde böyle bilgiler olmasına rağmen bu tomurcukların karanfil açımından önce dıştan bakılarak tanınması pek kolay olmamaktadır. Tomurcuklar üst üste binmiş pulcuklardan meydana gelmiştir. Yaprak tomurcuklarının açılması Şubat ayına rastlar. 5.4-Çiçekler : Fındık tek evcikli bir bitki olup erkek ve dişi çiçekleri aynı bitki üzerinde fakat ayrı ayrı yerlerde bulunur. 5.4.1- Dişi çiçekler: Karanfil adı verilen dişi çiçek toplulukları bir tepe tomurcuğu veya yan tomurcuk olarak Haziran ayında gelişmeye başlar (Şekil 5-3). Dış görünüşleri yumurta biçiminde olan tomurcuklar birbiri üzerine binmiş pulcuklardan meydana gelmiş ve her pulcuk bir brakte yaprağı ile iki çiçekten oluşmuştur. Bir dişi çiçek kümesinde (dişi çiçek topluluğunda) genel olarak 4 - 24 arasında pistil, ortalama olarak ta 8 pistil bulunur. Bir çift pistil bir çiçeğe karşılıktır. Dişi çiçek toplulukları gelişmelerini Kasım ayından itibaren tamamlamakta ve pistilleri görülmeye başlamaktadır. Başlangıçta çeşitlere göre değişmekle beraber beyaz, açık pembe veya açık kırmızı renginde olan çiçek pistillerinin renkleri bir müddet sonra kırmızı yada koyu kırmızı renk alırlar. Karanfiller pistillerinin kırmızı yada koyu kırmızı renklerini (eğer tozlanmamış iseler), bu kırmızı rengi almalarından itibaren 1,5-2 ay kadar devam ettirirler ve bu devrede toz kabul edebilir (receptive) durumundadırlar. Karanfillerin ideal çiçek tozu kabul etme süresi bu kırmızı rengi almalarından itibaren 15 gün olup 40 güne kadar çiçek tozu kabul edebilmektedirler. Toz kabul etmiş yada tozlanmış karanfillerin pistilleri bir hafta içinde kırmızı renklerini kaybederek kahverengi-siyah bir renk alırlar. Karanfiller, çeşitlere, yıllara ve yüksekliğe göre az-çok değişmekle beraber Kasım ayından itibaren açılmaya başlamakta bu açılma Şubat ayı sonlarında yada Mart ayının ilk yarısında sona ermektedir. Açılan karanfiller çeşitlere, yıllara ve yüksekliğe göre değişmek üzere Mart ayı sonundan itibaren Çotanak (Meyveler topluluğu) olmaya başlamakta bu dönüşüm Mayıs ayı ortalarında sona ermektedir. Dişi çiçekler 3-5 ay karanfil halindedirler. Yurdumuzda yetiştirilen fındık çeşitlerinin erkek ve dişi çiçekleri aynı zamanda olgunluğa (Homogami) ulaşmazlar. Kısmen erkek çiçekleri dişi çiçeklerden daha önce açan (protandry) çeşitler (Sivri, Palaz ve Foşa gibi) bulunmasına karşılık çeşitlerimizin büyük bir çoğunluğunda dişi çiçekler erkek çiçeklerden daha önce (protogny) açılmaktadır. Fındıkta, erkek ve dişi çiçeklerin olgunluk zamanları çeşitlere, ekolojilere, yıllara göre değişim gösterebilmektedir. Bunlardan iklim faktörleri ve özellikle sıcaklık, çiçeklenme başlangıç tarihleri ve çiçeklenme süreleri üzerinde son derece etkili olmaktadır. Genel olarak, ılık geçen kışlarda çiçeklenme erken başlayıp uzun sürmekte ve soğuk geçen kışlarda çiçeklenme daha geç başlayıp kısa sürmektedir. Soğuk dönemlerde protogyn, ılık dönemlerde ise protandry durumu olabilmektedir. Erkek çiçeklerin çiçeklenme süreleri dişi çiçeklere göre daha kısadır. Sıcakların yüksek olduğu kış aylarında, sıcaklık derecelerinin sık sık maksimuma çıkması, erkek çiçeklerin çiçek tozu yayılım süresini kısaltmaktadır. Fındık çeşitlerinde yıllara bağlı olarak protandry'den protogyn'e dönüşüm olabilmektedir. 5.4.2 Erkek çiçekler: Püs, kedicik veya şaton adı da verilen erkek çiçekler Mayıs ayı içinde yıllık sürgünler üzerindeki yaprakların koltuklarında tek tek, ikili veya üçlü gruplar halinde gelişmeye başlarlar. Bazı çeşitlerin yaprak koltuklarında 8-10 tanesi bir arada bulunabilir. Geç veya yarı geç çiçek tozu yayan çeşitler genellikle bol miktarda püs oluştururlar. Püsler, başlangıçta yeşil, gelişmeleri ilerledikçe açık yeşil ve fenerlenme(=püslerin toz yaymaları için açılmalarına denir) esnasında da açık sarı renk alırlar. Fenerlenmesi sona eren püslerin renkleri kahverengine döner daha sonra esmer renk alır ve kuruyarak dökülürler. Fenerlenmeden önce ortalama boyları 2-3 cm dolaylarında olan erkek çiçekler fenerlendikten sonra 4-12 cm yi bulurlar. Silindir şeklinde olan erkek çiçeğin (Püsün) ucu bazı çeşitlerde küt, bazı çeşitlerde sivridir. Orta boyda bir erkek çiçekte ortalama olarak Tombulda 224, Palazda 177, Sivride 296 ve Kalınkarada 426 kapçık bulunur. Her bir kapçıkta 6-8 adet anter(=Pollen kesesi) ve her bir anterde 3 000 adet polen tozu bulunur(Şekil 5-1 ve 5-2). Bu hesaba göre bir kapçıkta 24 000 çiçek tozu ve Tombul fındığın orta boyda bir erkek çiçeğinde ortalama olarak 5 376 000 adet çiçek tozu bulunur. Görüldüğü gibi olgunlaşmış bir püs 5- 5,5 milyon dolayında çiçek tozu -pollen tanesi- oluşturmaktadır. Fındığın pollen tanecikleri çok küçüktür. Çapları 25-40 milimikrondur. Bundan dolayı uzun mesafeler boyunca rüzgarla çok kolayca taşınsalar da pollenler dağılım sırasında 14 - 21 m de hızla azalırlar. Bu nedenle pratikte, fındık bahçelerinde ana çeşitlerin tozlayıcılardan en fazla 16-20 m uzaklıkta olmaları gerekir. Fındıkta tozlanma yalnızca rüzgarladır. Olgunlaşan püsler çeşitlere, yıllara ve yüksekliğe göre değişmekle beraber Kasım ayından itibaren çiçek tozu yaymaya başlarlar ve bu çiçek tozu yayma işlemi Şubat ayı sonlarında yada Mart ayı ilk yarısında sona erer. 5.5-Yumurtalık: Yumurtalık iki bölmelidir. Her bir bölme içinde asılı bir yumurta bulunur. Genel olarak bunlardan bir tanesi gelişir diğeri dumura uğrar. İki yumurta döllenip gelişirse ikiz fındık meydana gelir. 5.6- Zuruf : Fındığın meyvesini dıştan saran kısma zuruf denir. Zurufa halk arasında zuluf, kapsül, kapsul da denilmektedir. Zuruf bazı çeşitlerde meyve boyunu kısmen aşmakta, bazı çeşitlerde de meyve boyunun birkaç katı olabilmektedir. Gelişmiş olan zuruf yeşil renkli olup hasat olumunda tabandan itibaren sarımtırak-kırmızı renk alır. Çeşitlere göre değişmekle beraber zurufun uçları az veya çok dilimli yada boru şeklinde tek parçalıdır. Fındık çeşitlerinin tanınmasında zurufun uzunlukları ve parçalılığı da dikkate alınır. Tombul fındık çeşidinin zurufları meyve boyunun 2-2,5 katı büyüklükte, uca doğru geniş ve açık yırtmaçlıdır. Foşa fındık çeşidinin zuruflarının uzunluğu meyve boyunun 1,5 katı büyüklükte ve uçları sık dişlidir. 5.7- İç : Fındıklarda yenilen iki parçalı bir kotiledondan meydana gelen iç, dış kabuğun şekline uygun olarak yuvarlak, sivri veya badem şeklindedir. İç'in uca yakın orta kısmında küçük bir embriyo bulunmaktadır. İç'in dış kısmı çeşitlere göre değişen açık kahverengi, kahverengi veya kırmızı renginde ince bir zarla (testa) örtülü ve üzerinde göbek bağı bulunmaktadır. İç kabuğa göbek bağı ile bağlıdır. 5.8- Çotanak: Zurufun meyveli şekline çotanak denilir. Çotanağa halk arasında "potak" da denilmektedir. Çotanak küçük bir sap ile yıllık sürgünlere bağlanır. Bir karanfilde döllenen çiçek sayısı kadar çotanaklarda meyve oluşmakta ve çeşitlere göre sayısı 1-10 arasında değişmektedir. Çotanaklarda nadiren 20- 22 tane meyve görülmesine rağmen genel olarak 2-4 arasında sağlam meyve olur. Çotanakta bir çiçek döllenip meyve bağlamışsa buna "Tekleme" denilir. Fındıkta karanfiller (dişi çiçek kümeleri) çeşitlere, yüksekliğe ve yıllara göre değişmekle beraber Mart ayının sonlarına doğru çotanağa dönüşmeye başlamakta bu dönüşüm Mayıs ayı ortalarında sona ermektedir. Çotanak hali bu tarihlerden itibaren hasata kadar devam etmektedir. Buradan fındıkta çotanaklı devrenin 4-5 ay olduğu görülür. 6-FINDIĞIN TOZLANMASI VE DÖLLENMESİ Karanfil adı verilen dişi çiçek toplulukları bir tepe tomurcuğu veya yan tomurcuk olarak Haziran ayında gelişmeye başlar. Yani gelecek yılın meyvesi, içinde bulunulan yılın Haziran ayında oluşmaya başlamaktadır. Haziran ayında teşekküle başlayan karanfillerin olgunlaşması Kasım ayına kadar devam eder. Olgunlaşan karanfiller Kasım ayından itibaren açılmaya başlamakta ve bu açılma çeşitlere göre değişmekle beraber Mart ayının ortalarına kadar devam etmektedir. Püs, kedicik veya şaton adı da verilen erkek çiçekler Mayıs ayı içinde yıllık sürgünler üzerindeki yaprakların koltuklarında tek tek, ikili veya üçlü gruplar halinde teşekküle başlarlar. Mayıs ayında teşekküle başlayan püslerin gelişmesi Kasım ayına kadar devam eder. Olgunlaşan püsler çeşitlere, yıllara ve yüksekliğe göre değişmekle beraber Kasım ayından itibaren çiçek tozu yaymaya başlarlar ve bu çiçek tozu yayma işlemi Şubat ayı sonlarında yada Mart ayı ilk yarısında sona erer. Fındıkta sürgün büyümesi yani vegetatif büyüme Mart-Temmuz ayları arasında gerçekleşmektedir. Görüldüğü gibi fındıkta generatif büyüme, içinde bulunulan yılın Mayıs ve Haziran aylarında başlamakta gelecek yılın Ağustos ayında ürün alınması ile sona ermekte, vegetatif gelişme (sürgün büyümesi) Mart ile Temmuz ayları arasında gerçekleşmektedir. Bu durumda fındıkta, generatif gelişme ile vegetatif gelişmenin 15-16 ay sürdüğü söylenebilir. Fındık bitkisi, toplanan bir çotanak için 15-16 ay faaliyette bulunmaktadır. Tozlanma: Erkek çiçeklerin olgunlaşması ve anterlerin (toz kesecikleri) patlaması ile etrafa yayılan çiçek polenleri (polen=erkek çiçek tozları), dişi çiçek pistilleri üzerine rüzgarlarla taşınmakta ve tozlanma olayı meydana gelmektedir. Fındıkta çiçek tozları rüzgarlarla taşınmaktadır. Karanfillerin pistilleri üzerine gelen polenler çimlenmekte ve çim boruları ile yumurtalık tabanına kadar uzantı teşkil etmektedir (Şekil 6-1). Çiçek tozlarının, pistiller üzerinde çimlenmelerine başta genetik faktörler olmak üzere bir çok faktör etkili olmaktadır. Püslerini erken açan çeşitlerin tozlarının % 30-50 si çimlenme kabiliyetinden yoksun yani kısırdır. Söz konusu bu çiçek tozu kısırlığı fındık bitkisinin heterozigot olması ile izah edilmektedir. Bu duruma rağmen canlı pollenlerin miktarı (her püs 4-4,5 milyon pollen üretebildiği sürece) iyi tozlanmayı sağlamak için genellikle yeterlidir. Polenlerin çimlenme gücü, tozların yayılmasından hemen önceki devrede iklim koşullarına göre değişir. Polenlerin yayılmasından önceki devrede sıcaklığın nisbeten düşmesi ve rutubetin yüksek olması kaliteli bir çiçek tozu için uygun iklim koşullarıdır. Karanfillerde meydana gelen salgının da etkisi ile çimlenen çiçek tozları bazen bir, bazen iki ve bazen de üç çim borusu yada normalden daha uzun çim borusu oluşturmaktadır (Şekil 6-1). Döllenme yapan tozların çim boruları silindir şeklinde olup uca doğru sivrilen ve homojen yapıda olanlardır. Birden fazla çim borusu oluşturanlar ile çok uzun çim borusu oluşturanlar dişi organ içinde yumurta hücresine ulaşmadan değişik kısımlarda kalırlar. Çim borularının boyu 534 mikron dolaylarındadır. Stigma tarafından yakalanan çok sayıdaki pollen taneciklerinin yalnızca küçük bir oranı çimlenme sonrasında Style tabanına erişebilirler. Polen tüpü style içinde çok yavaş gelişir ve 4-10 gün içinde gelişmelerini tamamlamaya başlarlar. Polen tüpleri style tabanına eriştikleri zaman yumurtalık tepesinde gelişmeleri durur. Pollen tüpleri yoğun kallus örtüsü ile sarılarak düzensiz şekilli olarak gelişirler.. Tozlanmadan Sonra Dişi Çiçeklerin Gelişmesi: Bir dişi çiçek tozlanmadığı zaman yumurtalığı gelişimini yitirir ve oğul primordiası içinde gelişemez. Tozlanmayan dişi çiçeklerin çapları hiç bir zaman 0,5 mm yi geçmez. Eğer bu kümedeki bütün çiçekler tozlanmamışsa bu küme Nisan ayı sonunda yada Mayıs ayında dökülür. Nisan ayında yumurtalık dokusundaki gelişmelerden dolayı morfolojik olarak karanfillerde belirgin bir irileşme fark edilir. Bu dönemde bazı karanfillerin irileşmedikleri sarımsı-yeşil bir renk alarak döküldükleri görülür. Bunun nedeni olarak dökülen karanfillerin çiçeklerinde ya tozlanmanın olmadığı yada dişicik borularına ulaşan çiçek tozlarının çimlenmediği söylenebilir. Tozlanmamış yada toz kabul etmemiş karanfiller Mayıs ayında çotanak bağlamadan dökülmektedir. Toz kabul etmiş çiçeklerde Mart’ ın ilk yarısında ayrılmış yumurtalığın gelişmesini gözlemek mümkündür. Ovaryum boşluğunun hacmi artar ve genç ovul ovaryum içinde çeşitlere bağlı olarak Mart ortasından Nisan’ın 2 nci yarısına kadar görülür. Ovullar (=tohum taslağı) başlangıçta yumurtalık dokusunun tabla kısmına yakın iken giderek yumurtalığın düşey eksenine ve tablaya doğru dönerek uç kısma yaklaşmış ve anotropous pozisyonunu alırlar. Ovullar karşılıklı yada bitişik olarak bulunurlar. Genel olarak her yumurtalık iki ovul içerir,ancak 4’ e kadar hazır ovul bulunabilir. Ovullar meydana çıkışlarından sonra ilk iki hafta boyunca yavaşca gelişirler, sonra büyüme oranı artar ve nukleus ve mikropil Nisan sonunda veya Mayıs’ıs ilk iki haftasında kolayca görünürler. İki hafta sonra ovullar bir epitropik özel pozisyon alır ve obturatör olarak adlandırılan bir hücre kütlesi yerine geçer. Bu doku yumurtalık boşluğunun tepesinde kabarır. Mayısın son haftası boyunca ovul gelişimi daha hızlıdır. Ve nusellus içinde 4 megasporun görüntüsünü gözlemek mümkündür. Yalnızca iki megaspor iki hafta sonra tümüyle nukleusta kabaran bir embryo kesesi içinde gelişme ve ilerlemesine devam eder. Döllenme: Megasporun oluşumu boyunca ovarium yarığının dokusu etrafında 4 aydan fazla dinlenen pollen tüpleri yeniden büyürler. 5-6 hafta içinde pollen tüpleri obturator dokusunu tamamen geçtikten sonra ovulün tepesinde şalaza ile mikropil arasında uzanırlar. Sonra pollen tüpleri integument boyunca dolaşır ve nusellusun sonunda şalazaya doğru bükülürler. Sonunda şalazagamy oluşur. Bir sperm, sonradan endosperm veren kutbi çekirdeği döller. Diğeri oosporu döller ve yumurta hücresi doğar. Çeşide bağlı olarak döllenme Mayıs’ın sonunda veya Haziran ayının ilk üç haftası boyunca sürer. Döllenmenin gerçekleşmesi çevre sıcaklığı ile yakından ilgilidir. Fındıkta döllenmenin olabilmesi için ortalama iki hafta süreyle günlük maksimum sıcaklığın 21 Co nin altına düşmemesi gerekmektedir. Mayıs ayı sonunda yada Haziran ayı ilk yarısında, yumurtalıkta bulunan iki ovuldan genellikle bir tanesi döllenir ve gelişir diğeri dumura uğrar. Eğer her ikiside döllenip gelişirse ikiz fındık olur. Fındıkta meyve elde edebilmek için döllenmenin gerçekleşmesi ile birlikte embryonun büyümesi ve gelişimini tamamlaması gerekir. Döllenmenin olmaması veya döllenme olduktan sonra embryonun gelişimi sırasında bir aksaklığın olması boş ve küçük iç’ li meyvelerin oluşmasına neden olmaktadır. Döllenmeden Sonra Meyvenin Gelişimi: Çimlenen çiçek tozlarının çim borularında farklı büyüklükte iki çekirdek bulunmaktadır. Uç kısma yakın ve gayri muntazam olan vegetatif çekirdektir ve generatif çekirdekten daha iricedir. Generatif çekirdek ikiye bölündükten sonra vegetatif çekirdek kaybolmaktadır. Çim borusu iki generatif çekirdeği ile döllenme zamanına kadar 4-5 ay sakin olarak karpel cidarında kalmaktadır ve dişi çiçek tarafından muhafaza edilmektedir. Tozlanmanın olduğu Kasım-Mart ayları arasında dişi çiçekler gelişmemiş ve yumurtalıktan mahrum, ancak polenleri kabul edebilecek bir yapıdadır. Diğer meyvelerde yumurtalık tozlanmadan önce teşekkül edip olgunlaştığı halde fındıkta tozlaşmadan sonra teşekkül edip olgunlaşmaktadır. Dişi çiçeğin styl kısmına nazaran stigma kısmı daha uzun, üst yüzeyleri girintili çıkıntılı olup çiçek tozu kabul edebilme yüzeyleri geniştir (Şekil 6-2). Polenler, stigma üzerinde çimlendikten sonra polen tüpü styl içindeki doku demetleri içine girer ve giriş stigma içindeki hücreler arası yolla olur. Polen tüpünün gelişmesi hızlı olup iletken doku demetleri arasında ilerleyerek styl' in tabanına ulaşması için 10 gün süre yeterlidir Bu durum polen tanelerinin çimlenme kabiliyeti ve çevre ısısı ile yakinen ilgilidir Genel olarak sayısız polen tüpü styl' e giriş yapar sadece bunlardan birkaç tanesi stylin tabanına kadar ulaşır ve döllenme olayında rol oynar. Onun için döllenmede polenlerin miktarından ziyade kalitesi önemlidir. Stylin tabanına ulaşan polen tüpü dinlenme periyoduna girer. Zira bu esnada ovarium henüz gelişmemiş küçük bir doku yığını (Primardium overien) halindedir. Fındık kabuğunu meydana getirecek olan pirimordium overien çok yavaş gelişme gösterir. Hacminin % 10 na 3,5 ay içinde ancak ulaşır. Dişi çiçek kümeleri Mart ayı sonu Nisan ayı başlarında stylleri bulunan küçük bir buket görünümündedir. Nisan ayı sonu Mayıs ayı başından itibaren yumurtalık hızlı bir gelişme periyoduna girer ve gelişmenin % 90 nı takip eden 3-4 hafta içinde tamamlar. Mayıs ayının ikinci yarısı ve Haziran ayı ilk yarısında gelişen iki yumurtalıktan genellikle bir tanesi döllenir ve gelişir diğeri dumura uğrar. Eğer her ikisi de döllenip gelişirse ikiz fındık olur. Fındıkta döllenme,çeşide bağlı olarak Mayıs ayı sonunda veya Haziran ayının ilk üç haftası içinde olmaktadır. Meyvenin hızlı gelişimi döllenmeden yaklaşık 10 gün önce başlar. Meyvenin çapı yaklaşık 7-10 mm dir. İrilikteki bu artış 2 veya 3 hafta sürer ve meyve Haziran sonunda veya Temmuz başında tam iriliğine ulaşır. Türk fındık çeşitleri az da olsa kendi çiçek tozları ile tozlanmakta ve döllenmektedir. Ancak kendi kendini dölleyen fındık çeşitleri ekonomik yönden yeterli meyve bağlayamamaktadır. Bu nedenle yabancı tozlamaya ihtiyaç vardır. Bununla beraber her çeşit birbirleriyle uyuşmayabilir. Bu durumda polen tozlarının çim boruları oldukça hayatiyete sahiptir. Uyuşmaz olan çeşitlerin tozları dişi organın iletici dokusuna giremez veya çok az girerler. Bundan dolayı dişi organ gelişemez ve en fazla 0,5 mm lik çapa ulaşır. Yani karanfiller tozlanamadığı zaman yumurtalıkta bir gelişme olmaz ve çapları asla 0,5 mm yi geçmez. Fındık meyvesinin sert kabuğu çiçekteki yumurtalığı teşkil eden karpellerden meydana gelir. Yumurtaları saran tüylü pullar gelişerek zurufu meydana getirir. Karanfiller tozlanamadığı zaman yumurtalığı gelişimini yitirir ve ovul primordiası içinde gelişemez. Eğer karanfildeki bütün çiçekler tozlanmamışsa bu karanfil Nisan ayı sonunda veya Mayıs ayında dökülür. Karanfillerden çotanak oluşmuşsa yani karanfiller çotanak bağlamışsa tozlanma olmuş demektir. Nisan ayında, yumurtalık dokusundaki gelişmeden dolayı, morfolojik olarak karanfillerde belirgin bir irileşme fark edilmektedir. Bu dönemde bazı karanfillerin irileşmedikleri ve sarımsı-yeşil bir renk alarak döküldükleri görülür. Bunun nedeni olarak dökülen karanfillerin çiçeklerinde ya tozlanmanın olmadığı yada dişicik borularına ulaşan çiçek tozlarının çimlenmediği söylenebilir. Dişi çiçek tomurcuğunun dalda kalması ve meyve verebilmesi için kendisini oluşturan çiçeklerin en az birinin tozlanması gerekir. Aksi takdirde dişi çiçek düşmektedir. Fındıkta çok az da olsa üreticiler tarafından yanlışlıkla adlandırılan ve Mayıs fındığı denilen oluşum vardır. Mayıs fındığı üreticiler tarafından sanıldığı gibi Mayıs ayında tozlanarak ve döllenerek oluşmamakta, Mart ayında en son gelişen ve açılan dişi çiçeklerin yine Mart ve Nisan aylarında en son gelişen erkek çiçek tozları ile tozlanması sonunda meydana gelmektedir(Arıkan 1960). Mart ve Nisan aylarında teşekkül eden bu oluşumların tamamına yakınının hasat olgunluğuna varmadan döküldüğü tespit edilmiştir (Kaya 1988). Boş meyve en az döllenmiş bir ovul içerir (Dimoulas 1979).Boş meyve oluşması nedenleri arasında; a) Oospor veya polar çekirdekte bir çifte döllenme eksikliği, b) Albumin eksikliği nedeniyle embryonun aborsiyona uğraması, c) Çeşidin karakteri olması, d) Azot,fosfor ve mangan eksikliği, e) Döllenmenin gerçekleşmemesi veya döllenmeden sonra embriyo gelişiminin her hangi bir aşamasındaki aksaklığın (=embriyo aborsiyonu) olması, f) Döllenme sırasında veya döllenmeden sonra görülen kuraklık sayılabilir. Şekil 6-1 : Çiçek tozu çim boruları. a= Normal, b= Anormal. Şekil 6-2: Dişi çiçek içinde çiçek tozlarının gelişmesi. 7-ARAZİ HAZIRLIĞI ve DİKİM Ekonomik ömürleri oldukça uzun olan fındık bahçelerinin kurulmasında yapılması gereken önemli işlerin başında arazinin ve toprağın hazırlanması ile iyi bir dikim gelmektedir. 7.1 ARAZİ HAZIRLIĞI : Fındığın uzun yıllar üzerinde yaşayacağı toprağın-arazinin daha başlangıçta 1-2 yıllık çaba ile düzeltilmesi ileri ki yıllarda verim açısından büyük yararlar sağlayacağı unutulmamalıdır. Üzerinde tek yıllık bitkilerin yetiştirildiği arazilerde fındık bahçesi tesis edilebileceği gibi çok yıllık bitkilerin yetiştirildiği arazilerde ve ayrıca yaşlanmış ve kökleri deforme olmuş,bozulmuş fındık bahçelerinin yenilenmesi şeklinde de fındık bahçeleri tesisi yapılabilir. Çok yıllık bitkilerin yetiştirildiği arazilerde (bu araziler ormanlar-koruluklar da olabilir) bitki kökleri ve parçaları temizlenir. Tek yıllık bitkilerin yetiştirildiği arazilerde ise fazladan bir arazi temizliğine ihtiyaç duyulmaz. Daha sonra bu arazilerde Toprak-Su muhafaza ve drenaj tedbirleri alınır. Bu tedbirler meyilli arazilerde erozyonu önleme, düz ve taban arazilerde taban suyunun drene edilmesi şeklindedir. 7.1.1. Düz Arazilerde Toprak-Su Koruma önlemleri Taban suyunun sorun olmadığı düz yada taban arazilerde tümsek olan yerlerden alınan topraklar çukur olan yerlere doldurularak arazilerin düzeltilmesine çalışılır. Taban suyunun sorun olduğu arazilerde Balık sırtı teras yapılarak taban suyunun seviyesi düşürülür. Balık Sırtı Teras: Taban suyunun yüksek olduğu, sorun olduğu düz yada taban arazilerde fındığın dikileceği çukurlar arasına taban suyunu 1-2 m derinde tutacak drenaj kanalları açılır. Kanallardan çıkan topraklar iki kanal arasına konularak bir sırt meydana getirilir. Fındık fidanları bu sırt üzerinde açılan çukurlara dikilir. Buna Balık Sırtı Teras denilir. Taban suyunun yüksek olduğu arazilerde drenaj tedbirlerinin alınması ile bitki köklerinin sudan boğulması neticesinde dallarda ve sürgünlerde meydana gelen kurumalar ile yapraklardaki sararmalar önlenmektedir. Düz arazilerde toprağın hemen üst ve alt tabakası su geçirmez bir bünyede (ağır killi) ise burada fındık tarımı üzerinde ısrar edilmemelidir (Şekil 7-1). 7.1.2 Meyilli Arazilerde Toprak-Su Koruma Önlemleri: Meyil i % 5 ten fazla olan araziler meyilli arazi olarak kabul edilmektedir. Arazinin meyili şöyle ölçülür. 1 m uzunluğundaki düz bir çubuğun bir ucu toprağa değdirilir ve çubuk yatay hale getirilir. Çubuğun diğer ucunun yerden yüksekliği bize % meyil i verir. Örneğin;ucun yerden yüksekliği 35 cm ise arazinin meyli % 35 dir denilir. (% 100 meyil= 45 derece). Meyili % 5 ten fazla olan arazilerde; iyi bir dikimin yapılması, toprak erozyonunun önlenmesi, yağmur sularının depo edilmesi, gübrelerin yıkanıp gitmemesi, hasat ın kolay yapılması, budama, mücadele ve gübreleme gibi kültürel uygulamaların daha kolay yapılması için teras (set) yapılması gerekir. Arazinin meyil derecesine ve topoğrofik durumuna göre aşağıdaki teras sistemlerinden biri uygulanır. a) Tam teras veya Kanal teras : Arazi meylinin % 5-25 arasında olduğu yerlerde tam teras veya kanal teras uygulanır. Tam teras: Tam terasta set üstü genişliği en az 4 m dir. Terasın şevden tarafında su akıtma hendeği yapılır. Terasın meyili arazinin üst tarafına doğru olmalıdır. Fidan dikimi terasın tam ortasında açılan çukurlara yapılır. Tam teras fazla iş gücünü gerektirdiğinden masrafı fazla olmaktadır. Kanal teras:Arazi meyline dik ve bir tarafa meyilli olarak 15-20 m de bir kanallar açılır. Kanallar yüzey akışını önleyecek en ve derinlikte olmalıdır. Açılan kanallar arasında kalan kısma uygun aralık ve mesafelerde fidanlar dikilir. Kanal teras sisteminde arazinin üstünde hafriyat yapılmadığından toprak üstü aynen muhafaza edilmektedir. (Şekil 7- 2) b) -Hendek teras :Arazi meylinin % 25- 75 olduğu yerlerde hendek teras uygulanır. Diğer teras sistemlerinde olduğu gibi teras yapımına arazinin üst kısmından 3-4 m aşağıdan başlanılır. Burada önemli olan20-30 cm kalınlığındaki verimli üst toprağın aşağılara çekilmeyip üst yada yan taraflara atılıp set hazırlandıktan sonra tekrar set üstüne serilmesidir. Verimli üst toprak yukarıya yada yanlara atıldıktan sonra alt toprak kazılarak derinleştirilir ve çıkan topraklar aşağıya atılarak 1-2 m eninde hendekler (setler) meydana getirilir. Fazla suların tahliye edilmesi için hendek tabanına dik olacak şekilde ve hendek boyunca her 15-20 m de bir su akıtma kanalları açılır. Açılan kanallar çakıl ve taşlarla doldurulur. Daha sonra arazinin üst kısmına yada yanlara atılan verimli üst toprak setlerin üzerine çekilerek düzgün bir şekilde yayılır. Meyil arttıkça teras (set) üstü genişliği daralır, 1 m ye iner, meyil azaldıkça genişler 2 m ye kadar çıkabilir. Teras sıraları arasındaki mesafeler meyilin % 25-50 olduğu yerlerde 3-5 m, % 50-75 olduğu yerlerde 4-6 m dolaylarında olur (Şekil 7-3). c) Cep Teras : Cep teraslara Ferdi teraslar da denilir. Cep teraslar esasında, devamlı teras inşaatına elverişli olmayan yerlerde (Arazi meylinin % 75 den fazla olduğu yerlerde) veya diğer teras sistemlerinin uygulanamadığı engebeli arazilerde uygulanmasına rağmen teras yapımının ekonomik olması nedeniyle meyili % 20-25 den fazla olan tüm arazilerde uygulanabilmektedir. Cep teraslar (1,5 m x 1,5 m) veya (1,5 m x 2 m) veya (2m x 2m) ebatlarında yapılır. Mümkün olduğu kadar sac ayağı şeklinde yani üçgen şeklinde kurulurlar. Ceplerin sıra üzeri mesafeleri toprağın gücüne göre değişmekle beraber 4 - 6 m arasında değişir. Ceplerin sıra arası mesafeleri meyilin artması ile artar. Sıra arası mesafeler meyil in derecesine göre 4-7 m arasında değişir (Şekil 7-4). Cep teraslar yapılırken verimli olan üst toprak yukarıya yada yanlara atılır. Alt toprağın 30-40 cm lik kısmı kazılarak aşağı atılır. Kalan kısım 50-60 cm derinliğinde kazılır. Eğer bu kazılan kısmın toprağı iyi değilse atılır yerine çevreden iyi toprak getirilir. Burada meydana getirilen düz alanın üstüne yukarıya yada yanlara atılan iyi toprak çekilir. Dikim terasın tam ortasına yapılır. Teras şev’inin yüksekliği 1 m den fazla ise iki tanesi yanlara ve bir tanesi aşağıya doğru olmak üzere teraslara 3 fidan dikilerek büyütülür. Teras şev’inin yüksekliği 1 m den az ise iki tanesi yanlara doğru bir tanesi yukarı ve bir tanesi de aşağıya doğru olmak üzere teraslara 4 fidan dikilerek büyütülür. Fidanlar; cep terasların orta yerlerinde 70- 80 cm çapında daire şeklinde ve 30 cm derinliğinde veya 50-60 cm genişliğinde ve 70-80 cm uzunluğunda elips (yumurta) şeklinde ve 30 cm derinliğinde açılan çukurların kenarlarından 10 cm içerlerine dikilir. 7.2 TOPRAK HAZIRLIĞI : Bu şekilde arazi hazırlığı yapıldıktan sonra toprak hazırlığına geçilir. Toprak hazırlığında aşağıdaki işlemler yapılır. a) Fidan dikiminden önce araziden toprak numunesi alınarak analiz yaptırılır. Toprak analizi ile toprağın yapısı, reaksiyon durumu ile toprakta eksik olan besin maddelerine ve ahır gübresine duyulan ihtiyaç miktarları tespit edilir. Fındık en iyi, pH' sı 6-7 arasında olan topraklarda gelişir ve ürün verir. Fındık dikilecek toprak asit yada alkali ise bu durum fındık fidanları dikilmeden önce toprak hazırlığı sırasında mutlaka giderilmelidir. pH sı 6 nın altında olan topraklara tavsiye edilen miktarda kireç, pH’ sı 7’ nin üzerinde olan topraklara da tavsiye edilen miktarlarda elemental kükürt veya jips (alçı taşı) verilerek pH’ larının düzeltilmesine çalışılmalıdır. PH’ ları düzeltilemeyen arazilerde fındık değil de asitten yada kireçten hoşlanan ve zarar görmeyen bitkiler yetiştirilmelidir b)Toprak krizme (= toprağın derin kazılması) edilir. (Eğer teras yapılmış ise ve teras sırasında toprak derin kazılmış ise yeniden krizme edilmesine gerek yoktur.) Fındık dikilecek topraklar -özellikle pur diye adlandırılan topraklar başta olmak üzere- 40-60 cm derinliğinde kazılır. Bu kazılma sırasında toprağa kireç, kükürt veya ahır gübresinden ihtiyaç duyulanlar da verilerek iyice karışması sağlanır. Krizme sırasında toprakta Mayıs Böceği larvalarına rastlanılırsa dikimden önce toprak bu larvalara karşı ilaçlanmalıdır. Aksi halde Mayıs böceği larvaları ileri ki yıllarda dalların köklerini kemirerek ocakların kurumasına neden olur. Ahır gübresi dikim sırasında temel gübreleme ile de verilebilir. c)Topraklarda yorgunluk olabilir. Bu yorgunluğun giderilmesi gerekir. Yorgunluğun olduğu tahmin edilen topraklarda en az 1 yıl mısır yada tek yıllık bitki yetiştirilir. 7.3 FINDIĞIN DİKİLMESİ : Fındık yetiştiriciliğinde fındık bahçesi tesis devresinde yapılması gereken işlerin başında iyi bir dikim gelir. Fındık bahçelerinin bulunduğu yere göre hangi çeşidin dikileceği, ister ocak usulü dikilsin ister tek dal halinde dikilsin ocakların veya dalların sıra üstü ve arası mesafelerinin ne olması gerektiği tespit edilmeden yapılan dikimler ta baştan sorun yaratmaya başlamakta, bu sorun hayat boyu devam etmektedir. Ülkemizde fındık bahçelerinde verim düşüklüğünün en büyük nedeni dikim sırasında çeşit seçimine dikkat edilmeyişi, ocak yada tek dal dikimde sıra üstüne ve arasına gereken mesafelerin verilmeyişi, bu nedenle dikimden sonraki yıllarda dekardaki ocak sayısının ve ocaklardaki dal sayısının olması gerekenden 1,5 - 3 kat daha fazla olmasıdır. 7.3.1- Fidanının Dikim Zamanı : Fındık fidanları, genel olarak Ekim ayından itibaren İlkbahar’da bitkilere su yürüyünceye kadar geçen zaman içinde dikilebilir. Dikim kışları ılık geçen yerlerde yani sahil kol ve orta kolun alt kısımlarında Ekim-Kasım aylarında, kışları soğuk,sert ve donlu olan yerlerde yani orta kol’un üst kısımları ile Yüksek kol’da soğuklar geçtikten sonra Şubat-Mart aylarında yapılabilir. Sonbaharda dikilen fidanların köklerinde kış boyunca emici kökler meydana gelir. Bu kökler kış boyunca yağan yağmurlarla yumuşayan toprakla temasa geçerek fidanların daha çabuk adapte olmasını sağlar. Böyle fidanların yaz sıcaklarına daha iyi dayandığı görülür. Fidanların Sonbahar’da dikilmesinin diğer bir avantajı da şöyledir. Ekim,Kasım ve Aralık aylarında dikilen fidanlar dikimlerinden 1-1,5 ay sonra tutmayanların belli olması ve bunların yerine Ocak-Şubat aylarında yenilerinin dikilebilmesidir. Ocak-Şubat aylarında dikilipte tutmayanların yerine ancak gelecek yılın Sonbaharında fidan dikilebilmektedir. Burada yıl kaybı söz konusu olmaktadır. 7.3.2- Fidanların Seçilmesi : Fındık bahçesi kurmanın ve fidan dikmenin önemli şartlarından birisi fidanı bilerek ve seçerek almaktır. Nereden geldiği, hangi çeşitten veya çeşitlerden olduğu bilinmeden fidan alınması doğru değildir. İstenmeyen çeşitlerle bahçe kurulduğunda bu fidanlar 5-6 yıl sonra ürün vereceklerinden 5-6 yıl sonra anlaşılabilecek bir hatanın olması halinde yapılan emekler ve masraflar boşa gidecektir. Bu nedenle fidanlar itinalı seçilmelidir. Fidanların gövdeleri düzgün olmalı, 0,5 cm ile 1,5 cm arası kalınlığında olmalı, daha ince ve çelimsiz, yada daha kalın gövdeli olmamalıdır. Fidanların boyları da en az 70-100 cm olmalıdır. Boyları 15-20 cm olan fidanlar seçilmemelidir (Şekil 7-5). İdeal bir fındık fidanı; 1-2 yaşında, bol ve bağımsız köklü, yaşlı kökleri olmayan yada az olan, en az 3-4 gözü bulunan, takriben 1-1,5 cm kalınlığında ve en az 70-100 cm boyunda fidanlardır (Şekil 7-5 a,c) İki ve daha fazla yaşlı fidanlar üzerinde bir yaşlı fidanlar üzerindeki kadar yeteri sayıda tomurcuk bulunmaz. Yaşlı fidanların aşağıdan yukarı 50-60 cm lik kısmında bazılarında 1-2, bazılarında 3-4 tomurcuk olduğu gibi birçoğunda da hiç tomurcuk olmaz. Oysa 1 yaşlı fidanlarda 3-4 tane tomurcuk olmaktadır. O nedenle mümkün olduğu kadar yaşlı fidanların alınmaması tavsiye edilir. Alınması gerektiğinde tomurcukları olanlar alınmalıdır. Yaşlı fidanlarda tomurcukların az olmasının yanı sıra bir de kök sistemi zayıf, kılcal kökler az olabilmektedir. Kökleri zayıf ve az olan fidanların tutması zordur. Tutsa bile gelecek yıl toprak seviyesinden yapılacak kesimlerden sonra zayıf sürgün geliştirirler. Rakımı 450-500 m nin üzerinde arazilere fındık bahçesi tesis edilirken geç uyanan çeşitlerin dikilmesi tavsiye edilir. Fidan seçimi sırasında ana olarak dikilen fındık çeşit yada çeşitlerini tozlayabilecek çeşitlerden de belli oranlarda fidan seçmelidir. İyi bir babalık (tozlayıcı) çeşidin verimlilikteki payının yüksek olduğu bilinmektedir. Örneğin; tombul ana, tombul baba ile tozlandığında meyve tutumu % 27,5, tombul ana palaz baba ile tozlandığında meyve tutum oranı % 52,1 olmaktadır. Türk fındık çeşitlerinde kendine kısırlık olmamasına rağmen kendi çiçek tozları ile tozlandığında meyve tutum oranları düşüktür. İyi ürün alınabilmesi için yabancı tozlayıcıya ihtiyaç vardır. Bu nedenle bahçe kurulurken tozlayıcı çeşitlere belli oranda yer verilmesi gerekir. Türk fındık çeşitlerinin kendine meyve tutum oranlarının düşük olması nedeniyle tek çeşitten kurulmuş, kurulan yada kurulacak fındık bahçelerinde tozlama ve döllenme istenildiği gibi olmayacağından karanfil ve çotanak dökümleri fazla olacak, buna bağlı olarak çotanak tutumu dolayısiyle meyve az olacaktır. Bu nedenle fındık bahçelerinde ana çeşitleri tozlayabilecek en az iki tane tozlayıcı çeşite yer verilmelidir. Tozlayıcı çeşitlerden birinin püsü ana çeşidin karanfil açma periyodunun ortasından önce, diğerinin püsü ana çeşidin karanfil açma periyodunun ortasından sonra açılmalıdır. Tozlayıcı çeşitler, ana çeşitle eşeysel bakımından iyi uyuşabilen yüksek oranda meyve tutumu sağlayabilen, bol ve kaliteli çiçek tozu oluşturan çeşitlerden seçilmelidir. Tozlayıcı çeşitler ayrı ayrı toplanmalı meyveleri ana çeşitle karıştırılmamalıdır. Çiçek tozlarının uçma mesafeleri rüzgar hızına, havanın nisbi rutubetine, arazinin meyil derecesine ve yüksekliğe göre değişmekle beraber ana çeşit ile tozlayıcı çeşit arasında en fazla 18 m mesafe olmalıdır. Fındık bahçelerinde tozlayıcı çeşitlere üç sırada bir sıra olarak yada 8 - 10 ocakta bir ocak, 8-10 dalda bir dal şeklinde yer verilmelidir. Karanfillerin tozlandığı Kasım-Mart ayları arasında iklim şartlarının zaman zaman kötü oluştuğu yerlerde tozlayıcı çeşitlere % 15-20 oranında yer verilebilir. Ayrıca, tozlayıcı çeşitler bahçeye esen rüzgarın hakim olarak estiği taraflara da dikilirse rüzgar eserken bunlardan uçan tozların ana çeşitlerin karanfillerine konması daha kolay olur. Fındık çeşitleri için önerilen tozlayıcı çeşitler şunlardır. Ana çeşit Tozlayıcı (Baba) çeşitler ----------------------------- ----------------------------------------------------- Tombul (Giresun yağlısı,Yağlı fın):Palaz, Çakıldak, Foşa Palaz ........................................ : İncekara, Tombul, Mincane. Çakıldak (Delisava) .................. :Tombul,Palaz, Foşa. Mincane. Foşa (Yomra,Boyhane) ............ :Tombul, Palaz, Uzunmusa, Mincane. Mincane(Sıra fındık,Sarı yağlı) :Tombul, Palaz, Foşa. Karafındık (Karayağlı)............... :Tombul, Mincane, Foşa Uzunmusa (Oskara yağlısı)............. ;Palaz, Mincane, Foşa. Kalınkara ................................... :Çakıldak, Palaz, Sivri. Sivri ........................................ : Palaz, İncekara, Tombul, Foşa.. 7. 3.3 Fidanların Sökülmesi : Fidanlar, yapraklarının çoğunu döktüğünde sökülürler. Sökerken dikkat edilecek en önemli nokta köklerin zedelenmemesi veya az zedelenmesi ve fidanların çok köklü olarak topraktan çıkarılmasıdır. Bunun için fidanların etrafının kazılarak çıkarılmasına dikkat edilmelidir. Fidanlar söküleceği yerden elle çekilerek sökülmemeli, üzerlerindeki tomurcuklar dökülmemelidir. Bu nokta çok önemlidir. Rast gele elle çekilerek sökülen yada sökülmeye çalışılan fidanlarda tomurcukların bir kısmı yada tamamı kopup dökülebilmektedir. Kuvvetli bir şekilde elle çekilip fidan sökülmeye çalışılırsa üzerlerindeki tomurcuklar döküldüğü gibi köklerinin bir kısmı kopar yada yarılır. Az bir kuvvet uygulandığında fidan sökülmüyorsa fidanların dipleri biraz daha kazılır öyle çıkartılır. Fidanı besleyecek olan köktür. Bu itibarla kökler bol ve iyi dallanmış olmalıdır. Kökler mümkün olduğu kadar uzun olmalı hiç olmazsa kesimler yapıldıktan sonra 15-20 cm kadar olmalıdır. Kısa kesilmiş 3-5 cm gibi kökler yetersiz kabul edilir. Kökler ezik, kırık, yarık olmamalıdır. Köklerin kuru havada kalmamasına, kurumamasına özen gösterilmelidir. Yaşlı köklerden çıkmış olmamasına, bağımsız olmasına dikkat etmelidir. Sökülen fidanlar hemen dikilmeyecekse hendeklenir. Hendeklenen yerde susuz kalmamasına özen gösterilmelidir. 7. 3.4 Dikim Budaması : Dikim sırasında fındık fidanı üzerinde yapılan kesimlere ‘dikim budaması’ denilir. Sökülmeden önce fidanlarda gövde ve dal kısımları ile kökler arasında bir denge vardır. Fidan topraktan sökülürken köklerin az da olsa bir kısmı koparak toprakta kalır ayrıca bir kısmı da dikim budaması yapılırken kesilir. Bunun sonucu olarak denge kökler aleyhine bozulur. Bu dengeyi sağlamak için fidanların gövdeleri üzerinde kesimler yapılır. Ayrıca kabuğu sıyrılmış, yarılmış, kopmuş, kırılmış ve zedelenmiş olan kökler yada kök parçaları kesilir. Uzun kökler kısaltılır. Kökleri çok kesmek ve kısaltmak doğru değildir. Hiç olmazsa 15-20 cm uzunluğunda olmalıdır.(Şekil 8-3). Bir yaşındaki fidanlar en az 3-4 gözü olacak şekilde bir göz üzerinden kesilir. İki ve daha fazla yaşlı fidanlar 30-40 cm lerden kesildiklerinde üzerlerinde hiç tomurcuk olmayabilir veya 1-2 tomurcuk olabilir. Tomurcuğun olmaması veya az olması fidanların istenildiği gibi tutmamasına ve gelişememesine neden olabilmektedir. Bu nedenle yaşlı fidanlar dikilirken daha yüksekten yani 70-80 cm dolaylarından dikim budamasına tabi tutulurlar. 7.3.5 Dikim Aralıkları : Fındık fidanları ocak halinde dikilip büyütülecekse ocaklar arasında, tek fidan halinde dikilip büyütülecekse fidanlar arasında mesafeler ne olmalıdır? Fındık bahçelerinden alınacak fındığın yani ürünün miktarı biraz da bu sorunun cevabına bağlıdır. Fındık üreticileri bu mesafelere hiç önem vermezler. Ocakları sık dikerler. Ocakların yada dalların sık dikilmesi ile sanki fazla ürün alınır, aksine daha az ürün alınır. Sık dikilen fidanlar dolayısiyle dallar gelişip büyüdüklerinde birbirlerine girerek birbirlerinin güneş almalarını ve büyümelerini engellerler. Ayrıca budama, gübreleme ve ilaçlama gibi uygulamalar istenildiği gibi yapılamaz. Ocakların ve dalların sık olduğu bahçelerde hasat zor yapılır. Hasat daha fazla işçi ile yapılır. Daha da önemlisi verim olması gerekenin çok altında olur. Verimi düşüren bu sebeplerin ortadan kaldırılması için dikim sırasında ocaklar arasına veya dallar arasına belli bir mesafenin verilmesi gerekir. Fındık bahçelerinin bakımlı ve tekniğe uygun olmalarının ilk şartı; ocak şeklinde dikiliyorsa ocaklara, tek yada bir arada iki dal şeklinde dikiliyorsa dallara büyümeleri ve gelişmeleri için ihtiyaç duyulan kadar alanın, yerin verilmesidir. Bitkilerin büyümeleri, gelişmeleri ve güneşten yeterince faydalanabilmeleri ve verimli olabilmeleri için toprak üstünde kapladıkları bir alan vardır. Bu alan her türlü bitki için farklıdır. Bitkiler bu yeri, alanı elde ettiklerinde en iyi gelişme ve büyümeyi sağlayarak verimi azamiye çıkartırlar. Bu yerin, alanın daraltılması halinde de gelişme ve büyümede aksaklıklar görülür, verim de azalır. Fındık ocaklarına ve dallarına büyüyüp geliştiği zaman birbirlerine değmeyecek şekilde sıra üstü ve arası mesafe verilmiş ise ocakların dolayısiyle dalların istediği yer verilmiş demektir. Fındık ocaklarının ve dallarının istediği yer, alan ıklim şartlarına,toprağın yapısına, kuvvetine ve gücüne göre değişir. Kumlu topraklar suyu kolayca alt tabakalara geçirirler, kolaylıkla havalanır ve ısınırlar. Fakir topraklardır. Su tutma kapasiteleri ve besin maddelerini tutma güçleri çok düşüktür. Bu nedenle kumlu topraklarda fındık dalları Mayıs-Ağustos ayları arasında susuzluktan zarar görür. Kumlu topraklar ıslah edilmezlerse fındık için makbul toprak değildir. Killi topraklar ağır, fazla su tutan topraklardır. Havalanmaları iyi değildir. Killi toprakların taban kısmı ağır killi veya suyu geçirmeyen bir tabaka şeklinde olursa bu tabaka suyun birikmesine neden olur, biriken fazla su köklerin havasız kalmasına ve boğulmasına neden olur ve kök çürüklüğü yapar. Kökleri havasız kalan ve boğulan dallar kısmen yada tamamen kurur, gelişmesi zayıf olur. Killi toprağa sahip arazilerin taban kısmında suyu geçirmez tabaka varsa böyle topraklarda fındık bitkisinde istenilen yan dal ve dalcık büyümesi sağlanamaz. Dallar erken yaşlanır. Fındık bahçesi kurulacak toprağın 70-80 cm lik üst kısmı;kumlu çakıllı ve taşlı, purlu, killi ise böyle arazilerde fındık dalları normal boyda ve hacimde büyüyememekte,biraz küçük boylu ve hacimli olmaktadır. Böyle arazilere ocak yada dal dikilmesi halinde sıra arası ve üzeri mesafelerin belirlenmesinde bu durumlar dikkate alınmalıdır. Dikim sırasında ocak şeklinde dikilecekse ocaklar arasında, tek fidan şeklinde dikilecekse fidanlar arasında aralıklar öyle olmalı ki fidanlar dal olarak gelişip büyüdüklerinde; -- Ocaklar yada dallar arasında gereksiz boş yer kalmamalı, -- Komşu dallar birbirlerine girmemeli, birbirlerinin güneş, hava almalarını engellememeli. Bu konu çok önemlidir. Fındık bahçeleri kurulurken ocaklar arasında yada fidanlar arasında olması gereken aralıklar en iyi şu şekilde tespit edilir. Dikim yapılacak arazinin çevresinde bu arazinin toprak yapısına benzer yapıda bahçe aranır. Bulunan bahçenin farklı yerlerinde büyümesini ve gelişmesini tamamlamış 8-10 tane dalın izdüşüm uzunluğu ölçülür. Toplanır ve ortalaması alınır. Bulunan rakamlar o araziye dikilecek fidanların gelişmesi , büyümesi ve dal olması halinde alacağı izdüşüm uzunluğudur. Ocaklar arasına yada tek fidan dikilmesi halinde fidanlar arasına verilecek mesafeler de bu uzunluklar esas alınır. 7. 3.5.1. Düz arazilerde veya hafif meyilli arazilerde dikim aralıkları: a) Düz arazilerde fındık ocak şeklinde dikilebilir. Ocak şeklinde dikimde ocak aralarına (ocakların merkezinden merkezine) verilebilecek mesafeler en iyi yukarda anlatıldığı gibi belirlenmesine rağmen bir fikir verme yönünden 5 - 7 m arasında olduğu söylenebilir. Bunlara paralel olarak ta ocak başına düşen alan 25 m2 ile 35 - 40 m 2 arasında değişmektedir. Düz arazilerde ocaklar ; a) Dörtgen şeklinde, b) üçgen şeklinde dikilebilir. a-1)Dörtgen şeklinde dikimde sıra üstü ve arası mesafeler eşit yada birbirlerine çok yakındır (Şekil 7-6 ). Dörtgen dikime örnekler ve dekara ocak sayısı. Sıra üzeri mesafe Sıra arası mesafe Dekara ocak sayısı ( m )= a ( y )= b -------------------- ------------------- ----------------------- 5,0 m 5,0 m 40 ocak 5,0 m 6,0 m 33 - 35 ocak 5,5 m 5,5 m 33 - 35 ocak 5,o m 7,0 m 29 - 30 ocak a-2) Üçgen şeklinde dikimde sıra üzeri ve arası mesafeler: Üçgenin tabanı sıra üzerine gelmelidir. Üçgen eşkenar olabileceği gibi ikizkenar da olabilir. Bu dikim sisteminde köklerin ve taçın boşluklardan en iyi faydalandığı görülür (Şekil 7-7). Üçgen şeklinde dikime saç ayağı şeklinde dikim de denilir. Üçgen şeklinde dikimde birinci sıra üzerinde ocakların yerleri istenilen mesafelere göre ayarlanır. Sıra üzerinde iki ocak arası (a) mesafesinin tam ortasından bir dik çizilir. Bu çizgi üzerinde sıra arası mesafesi (y) kadar işaretlenerek ocak yerleri belirlenir. Örneğin: Sıra üzeri mesafesi 6 m ise sıra üzerinde 6 m aralıkla ocak yerleri işaretlenir. Bu 6 m lik mesafenin tam ortasından bir dik çizgi çizilir. Bu çizgi üzerinde 4,5 m işaretlenir. Bunlar ikinci sıra ocak yerleri olur. 9 cu m de üçüncü sıra olur. Bu örnekte sıra üzeri mesafeler 6 m, sıralar arası mesafeler 4,5 m olmaktadır. Aynı alana dörtgen şeklinde dikime göre üçgen dikimde % 15-20 daha fazla ocak yada dal dikilebilmektedir. 3 m 3 m 6 m ocaklar O-------.--------O--------.--------O--------.---------O----------.-----------O------ 4,5 m O O O O 6 m 6 m 6 m Üçgen dikim örneği, Düz arazilerde üçgen dikim yapılacaksa aşağıda verilen sıra üzeri ve arası mesafelere uyulduğunda fındık dallarına gelişmeleri için istediği alan verilmiş olunur. Sıra üzeri mesafeler (m) Sıra artası mesafeler (m) Dekara ocak sayısı (a) (y) ---------------------------- ----------------------------- ----------------------- 5 m 4,4 m 42-45 ocak 5,5 m 4,2 m 40 ocak 5,5 m 4,8 m 35-38 ocak 6 m 4,5 m 34-36 ocak 6 m 4,8 m 32-35 ocak 6 m 5,2 m 30-32 ocak b) Düz arazilerde fındık fidanları belli mesafelerde tek fidan olarak dikilip büyütülebilir. Büyütülen bu dalların yanına 2 ci veya 3 cü fidanlar ilave edilmez. Dalların ekonomik ömürleri doluncaya kadar yada dallar verimden düşünceye kadar tek dal olarak yetiştirilir. Tek fidanlar üçgen şeklinde dikilirse birim alana daha fazla fidan dikilir. Tek fidan dikimde fidanların sıra üzeri ve arası mesafeleri 2,5 m ile 3,5 m arasında değişir. Bunlara paralel olarak da dal başına düşen alan 6 m 2 ile 11 m 2 arasında değişir. 7. 3. 5.2. Meyilli arazilerde dikim aralıkları : Meyilli arazilerde izdüşüm uzunluğu dolayısiyle izdüşüm alanı dalların yanlara, meyile aşağıya yada yukarıya doğru büyümelerine göre değişir. Dalların yanlara doğru büyümeleri halinde izdüşümle mesafeleri 2,2 m ile 2,8 m arasında olur. Dalların meyil e aşağı büyümeleri halinde izdüşüm mesafesi dolayı siyle izdüşüm alanı meyil in derecesi arttıkça artmaktadır.(Örneğin;düz arazide 2,5 m izdüşüm mesafesi meyilli arazide % 30 meyilde ( % 100 meyil = 45 o dir) 2,63 m % 65 meyilde 2,9 m ve % 90 meyilde 3,3 m olmaktadır.)Dalların meyile aşağıya doğru büyütülmeleri halinde izdüşüm uzunluğu meyilin % 25 den % 90 a doğru artmasına paralel olarak 2,2 m den 4,0 m ye doğru artmaktadır. a) Meyil in % 25-75 arasında olduğu arazilere 1-2 m genişliğinde yapılan Hendek teraslara fidanlar ‘çit dikim’ tekniği ile dikilir. Hendek teraslara yapılan çit dikimde sıra üzeri mesafeler derin ve kuvvetli topraklarda 2,5 - 3 m, zayıf ve sığ topraklarda 2- 2,5 m arasında olur. Hendek teraslara üçgen şeklinde dikim yapılır. Hendek teraslarda sıralar arası mesafeler arazinin meyil derecesi arttıkça artmaktadır. Bu duruma göre sıralar arası mesafeler meyil in % 25-50 olduğu yerlerde 4-5 m, % 50-75 olduğu yerlerde 5-6 m olur. a b b) Meyil in % 75’den fazla olduğu araziler ile diğer teras sistemlerinin uygulanamadığı engebeli arazilerde (1,5 m x 1,5 m) veya (1,5 m x 2,0 m) veya (2 m x 2 m) gibi ebatlarda cep teras yapılabilir. Cep’lerin sıra üzeri mesafeleri 4 m ile 6 m arasında değişir. Cep’ler üçgen şeklinde diğer bir ifade ile saç ayağı şeklinde yapılır. Cep’lerin sıra arası mesafeleri meyilin artması ile artar. Sıra arası mesafeler 5-7 m arasında değişir. c) Fındık, meyilli arazilerde tek fidan olarak dikilebilir ve dolayı siyle tek dal olarak büyütülebilir. Fidanlar, meyilli arazilerde sıra üzeri mesafeleri 2-3 m arasında olan 1m en ve 1 m boyda yani 1 m2 ebatında yapılan cep’lere dikilebilir. Cepler dikimden önce 40-50 cm derinliğinde kazılmalıdır. Eğer toprağı iyi değilse atılır diğer taraflardan iyi toprak getirilir. Meyilli arazilerde tek fidan dikimde sıra üzeri ve arası mesafeleri fidanların yanlara, aşağıya yada yukarıya doğru büyütülmelerine göre değişmektedir. Ayrıca üçgen şeklinde veya kare şeklinde dikime göre de değişmektedir. Sıra arası ve üzeri mesafeleri toprağın yapısına, verimliliğine ve bakıma göre değişmektedir. 8.3.6 Fidan çukurların hazırlanması ve dikim: İşlenmiş topraklarda dikimden 1-2 hafta önce, işlenmemiş topraklarda dikimden 1-1,5 ay önce çukurlar açılır. 8.3.6.1- Ocak dikimde ocak çukurların hazırlanması ve dikim: Saptanan aralıklarla işaretlenmiş yerlerde 100 cm - 120 cm çapında, 40-60 cm derinliğinde çukurlar açılır. Üstten çıkan toprak çukurun bir tarafına alttan çıkan toprak çukurun diğer tarafına konur. Çukurun dibi 10-15 cm kazılır. Üstten yada alttan çıkan topraklar taşlı, purlu gibi ise yani iyi değilse atılır yerine çevreden iyi toprak getirilir. Çukurlar bir ay dinlendirilir. Çukurlardan konulan topraklara ocak başına 15-30 kg ahır gübresi konur, ayrıca toprak tahlili sonucu ihtiyaç duyulan miktarlarda fosforlu ve potaslı gübreler konur. Dikimden hemen önce yapılan bu gübrelemeye temel gübreleme denilir. Düz arazilerde 100 cm -120 cm genişliğinde açılan çukurlara çukurun kuzey, güney, batı ve doğu yönlerine doğru gelmek üzere karşılıklı 80-100 cm ara ile 4 fidan dikilir. Fidanlar çukur kenarından en az 10-20 cm içeri dikilir. Ocak dikim sistemi, hendek teras hariç diğer teras sitemlerinde rahatlıkla kullanılabilir. Ocak dikim sisteminde 100-120 cm çapında ve 40-60 cm derinliğinde açılan çukurlara kuzey, güney, doğu ve batı yönlerinde olmak üzere karşılıklı 80- 100 cm aralıkla 4 fidan yerine 6 fidan dikildiğinde bu fidanların büyümesi ile oluşan dallar üzerinden belli aralıklarla çıkan yan dallar 60-70 cm lerden sonra birbirlerine girmekte, birbirlerinin büyümelerine ve güneş almalarına mani olmaktadırlar. Dalların 70-100 cm lerinden çıkan 1.ci kat yan dallarının 60-70 cm den, 130-170 cm lerden çıkan 2 ci kat yan dallarının da 90-100 cm lerden fazla büyüyemediği, gelişemediği görülmüştür. Dalların iyi derecede ürün verebilmeleri için 1’ inci kat yan dallarının 100-110 cm, 2’ inci kat yan dallarının 150-200 cm büyümeleri ve gelişmeleri gerekir. 100 cm çapında bir çukura 6 fidan değil de 4 fidan dikilmesi halinde 1 inci kat yan dalları 110-150 cm arasında, 2 nci kat yan dalları 150-200 cm dolaylarında büyümekte daha fazla dalcık ve sürgün vermektedir (Şekil 7-8 ve 7-9). 5-7 m aralıkla 100-120 cm çapında açılan çukurlara 6 dal dikilmesi halinde dallarda istenildiği gibi büyüme sağlanamamaktadır. Çukurun 4 tarafında fidan dikilecek yerlerine gübreli üst toprak karışımından birer kümbet yapılır. Bir çukura 4 fidan dikileceğine göre 4 kümbet yapılır. Fidanlar bu kümbetlerin üzerine oturtularak kökleri aşağıya doğru sarkıtılır. Fidanlar sökülmeden önce nerelerine kadar toprağa gömülü ise aynı derinliğe kadar gömülür. Fidanların gövdelerinin fidanlıkta toprak içinde kalan kısımları morumsu-kırmızımsı renkte olur. Toprak üstünde kalan kısımları açık kahverengi, sütlü kahverengi veya grimsi veya bunların karışımı renginde olur. İki rengin ayırım noktası fidanın boğaz noktasıdır. Fidanı kümbet üzerine koyduğumuzda boğaz noktası toprak seviyesinden aşağıda kalıyorsa kümbetin üstüne biraz daha toprak konulur,fidan yükseltilir. Boğaz noktası toprak seviyesinden biraz fazlaca yukarda ise o zaman kümbetin üzerinden toprak alınarak fidan aşağıya indirilir (Şekil 7-10 ). Kümbet üzerinde köklerin sarkmasından, yerleşmesinden sonra gübreli, nemli üst topraktan kökler üzerine toprak atılır. Kökler 5-10 cm kadar bu gübreli ve nemli toprakla örtülünce toprak çiğnenir. Kökler sıkıştırılır. Hatta el ve parmaklarla bastırılarak alt taraflarda hava, hava boşluğu kalmamasına dikkat edilir. Köklerinin çevresinde hava boşluğu kalan fidanların kuruma ihtimali çok fazladır. Bu nedenle köklerin üzerindeki 5-10 cm kalınlığındaki toprak iyice sıkıştırılarak hava kalmamasına dikkat edilir. (A.B.D. de kökler üzerinde 5-10 cm kalınlığındaki toprağın üzerine bu kısımdaki suyun buharlaşmasını önlemek için yaprak, ot vs örtülür.) Sonra çukur yanmış ahır gübresi ile karıştırılmış üst toprak ile doldurulur ve tekrar çiğnenir. Çukurun ağzında fidanı sulamak için ufak bir çukur bırakılır. Fidana buradan bolca su verilir. Su tamamen çekildikten sonra çukurun üzeri gübreli alt toprakla doldurulur. Fakat çiğnenmez. Dikim esnasında toprak biraz kabarık olur. Zamanla oturarak çöker. Bu nedenle başlangıçta toprak boğaz noktasından 3-5 cm yukarılara kadar doldurulabilir. 7.3. 6.2. Tek fidan dikimde çukurların açılması ve dikim: Meyilli arazilerde yapılan hendek teraslara belli mesafelerde tek fidan dikilir. Düz yada meyilli arazilerde belli mesafelerde fidanlar tek olarak dikilip yetiştirilebilir. Meyilli arazilerde sıra üzeri 2,5 - 3 m gibi mesafelerde işaretlenen yerler 1m x 1m en ve boyda düz hale getirilir. Burası 1m x 1m eninde ve boyunda ve 40-60 cm derinliğinde kazılır Buranın toprağı iyi değilse atılır çevreden iyi toprak getirilir. Kazılan bu alanın orta yerinde 30-40 cm genişliğinde ve derinliğinde bir çukur açılır. Çukurlar iyice dinlendirilir. Çukurlardan çıkan topraklara ocak başına 10-15 kg ahır gübresi konur, ayrıca toprak tahlili sonucu ihtiyaç duyulan miktarlarda fosforlu ve potaslı gübreler konur. Dikimden hemen önce yapılan bu gübrelemeye temel gübreleme denilir (Şekil 7-11). Ocak dikimde bir fidanın dikilmesinde yapılan diğer işlemler burada da yapılır 8- FINDIĞIN BUDANMASI 8.1. FINDIKTA BUDAMANIN ÖNEMİ VE FAYDALARI: Fındık üreticileri tarafından ayıklama, seyreltme,atlama yada bahçeleme olarak adlandırılan b u d a m a fındık tarımında yapılması gereken işlerin başında gelir. Halk bahçelerinde bakım ve teknik uygulamalardaki ihmal ve eksiklerin en büyüğü budamada görülmektedir. Bunun nedeni budamanın zamanında yapılmaması sonucu ortaya çıkan kayıpların görülmemesi veya farkına varılamamasıdır. Budama eksikliğinden dolayı oluşan kayıplar çiftçinin fındıktan eline geçen gelir miktarına yakın değerdedir. İleriyi gören çiftçilerin gerçekte zor olmayan ve üretim harcamaları içinde fazla yer tutmayan budamayı ihmal etmedikleri ve sonuçtan çok memnun oldukları görülür. Fındık yetiştiriciliğinde budamaya gereken önemin verilmemesi veya budamanın ihmal edilmesi neticesinde şu durumlar görülür. Ocaklarda istenilen sayıdan fazla miktarda dal oluşur. Fazla olan bu dallar ürün verecek olan dalların topraktan alacağı suya ve bitki besin maddelerine ortak olur. Fazla olan bu dallar ocak içindeki tüm dalların karma karışık şekilde büyümelerine neden olur. Ayrıca fazla olan bu dallar esas dalların taçlı büyüyememesine ve gelişememesine, iç ve alt kısımlarının yeterli güneş alamamasına |


